GAZETE yazıyor: “İstanbullu Rumlar vatandaşlık turunda”.
Nikolaos Uzunoğlu, “İstanbullu Rumların Evrensel Federasyonu”nun başkanı olarak, “120 bin Rum’un yeniden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak İstanbul’a dönmeyi düşündüğünü söylemiş.
Uzunoğlu, hükümetle “en üst düzeyde önemli dört görüşme” yapıldığını belirttikten sonra, şimdiki hükümet için, “Son 50 yılda bu konuya pozitif yaklaşan ilk hükümettir” diyor.
İnsanların doğup büyüdükleri topraklardan koparılıp başa yerlere savrulması son iki yüzyıl boyunca yaşanan en acıklı facialardan biridir. Ulusların oluşması ve bu oluşuma dayalı devletlerin kurulmasıyla ortaya çıkan durumlar karşısında, bireylerin ya da ailelerin yapabileceği pek az şey vardı, ne yazık ki: Yeni oluşum yüzünden eziyet gördükleri yurtlarını bırakıp göç ederek kültürlerine yakın bir ülkeye sığınmak, kültürlerini orada bir süre daha sürdürmek ve ara sıra eski yurtlarına gidip hasret gidermek.
Yeryüzünde bu duyguları en iyi anlayacak bir toplum varsa, o da hiç kuşkusuz bugünkü Türkiye’nin halkıdır. Düşünün ki Milli Mücadele sonrası cumhuriyet ilan edildiğinde aşağı yukarı 12 milyon olarak hesaplanan nüfusun yaklaşık yarısı bir ya da iki kuşak önce bu cumhuriyetin toprakları dışında yaşamış ailelerden oluşmaktaydı: Osmanlı’nın son birkaç yüzyılı boyunca Kırım’dan, Uzak Rusya’dan, Balkanlar’dan, Kafkaslar’dan, İngiliz ve Fransız sömürgesi olmuş Arap diyarlarından kopup gelenler, bazan da Hıristiyan zulmünden Müslümanlığa sığınıp sonra Türkleşenler.
Eskinin İstanbul’unda Rumlarla birlikte yaşamanın özlemini çekenlerimiz yine var. Ama geçmiş yeniden yaşanmıyor. Yaşanmış birlikteliklere tekrar dönmek, kimimize rüya olarak ne denli hoş gelirse gelsin, hep hayal kalmaya mahkûmdur. Hatta, geçmişe dönüşler eski yaraların depreşmesine yol açabildiği gibi başkalarınca köhne bir efendilik iddiasının dirilişi diye suçlanıyor da.
Kaldı ki insanların yurt bildikleri yere geri dönmesi çoğu zaman gidenle kalan ya da yerine yerleşen arasında yeni sorunlara yol açıyor ve kavuşmanın tadı yeni tatsızlığa dönüşebiliyor kolayca.
Öyleyse, eski Rum vatandaşlarla geçmişten kalma mülkiyet sorunları varsa onları hukuk yoluyla çözmek ve gereksiz tedirginlik yaratmadan bağra taş basarak yeni ve daha sıcak bir komşuluk ilişkisi kurmaya çalışmak daha doğru olmaz mı?
Mümtaz Soysal
21 Şubat 2011