Yeni TSK Tayyip Silahlı Kuvvetleri mi oluyor?
Daha uzun bir geçmişe gitmeye gerek yok. Yıl 1920-1922 arası… Kurtuluş savaşı başlamış. Türk ordusu düşmanla savaşıyor. Amansız bir mücadele sürüp gidiyor. Kaynakları sıfıra inmiş bir ülke işgal edilmiş, düşman pençesi altında inliyor…
Ve bu ortamda Ülkemizin çeşitli yerlerinde iç isyanlar çıkıyor. Düşmanla boğuşan ordumuz karşısında bir de bunları buluyor. İrtica çeşitli yerlerde” Din elden gidiyor, Padişahımızın arkasındayız” diye çığlıklar atıp Mehmetçiği arkadan vuruyor.
Konya, Yozgat, Bolu, Gerede yöresinde çıkan gerici isyanlar ordumuzu zor durumda bırakıyor.
Bunlar büyük güçlükle, bazıları Kuvayı Milliye çeteleri, bazıları da ordumuz tarafından bastırılıyor.
Savaşı büyük güçlükler kazanıyor. 9 Eylül 1922’de düşman denize döktüğümüz İzmir’i kurtarıp son noktayı koyuyoruz.
Ama iş bununla da bitmiyor. 1923 yılında Cumhuriyet kuruluyor. Birbiri ardına devrimler yapılırken, genç cumhuriyet rejimin karşısına yine iç isyancılar çıkıyor.
Şeyh Sait gibi Kürtçülerden ve şeriatçılardan oluşan bu isyancı kesim yeni devletimizi büyük güçlüklerle yüz yüze bırakıyor.
Bütün bu süetçe hepsinin boy hedefi her zaman yanı;
Türk Ordusu.
Ordumuz, ülkeyi zaman zaman yöneten gerici güçlerin her zaman en büyük hedefi oldu. Mustafa Kemal Atatürk’ün aydın izinden bir türlü saptıramadıkları Türk Ordusu’ndan hep korktular, ona açıktan veya sinsice saldırdılar. Bu güçlü kurumu hep kendilerinin “Düşmanı” olarak gördüler.
Aynı ordu Kürtçülerin de boy hedefi idi.
***
Gün geldi AKP isimli bir parti 2002 yılında iktidar oldu. İlk zamanlarında güçleri hiçbir şeye yetmiyordu. 2007 yılında seçimi ikinci kez kazanıp palazlandılar. Devletin bütün kurumları artık onların eline geçiyordu.
Cumhurbaşkanlığı makamına kendi adamlarını getirdiler. Bütün devlet kurumlarını tek tek alıyorlar. Yasama ve yürütme zaten ellerindeydi.
Şimdi ele geçirmedikleri iki kurum kalmıştı.
Türk Ordusu ve yargı…
Piyasaya çıkarılan Balyoz, Ergenekon, casusluk, Şantaj, Suikast(!) gibi davalarda ordumuzun nice komutanlarını tutukladılar. Kolunu kanadını kırdılar. Ama bu yetmiyordu. Yargının tümünü, yüksek yargı dâhil ele geçirilmesi gerekiyordu.
Eylül 2010’da Anayasa değişikliği yapıp bu işi de bitirdiler.
Zavallı, korkak, onurunu yitiren medyanın büyük bir bölümünü zaten devşirmişlerdi. Para babası medya patronlarına önlerinde diz çöktürmeyi başardılar. Fethullahçı, Kürtçü, liboş medyayı da ekleyin.
Anayasa değişikliği ile yargının tümü ellerine geçti.
Bu dikensiz gül bahçesinde, karşılarında artık bir tek engel kalmıştı: Türk ordusu…
Onun da kolunu kanadını iyice kırıp kendi kucağa çekmeleri gerekiyordu.
Beşiktaş Adliyesi mahkemeleri, önüne geleni tutukluyordu. Şu anda içeride tutuklu bulunan Or. Rütbeliler dâhil tam 44 general ve amiral ayrıca albaydan teğmene, astsubaydan uzman çavuşa kadar 300’e yakın kişi var.
Amaçları belliydi:
Askeriyede kendilerinden olmayanların tutuklanıp tasfiye edilmesi… Çünkü tutuklanan, Yüksek Askeri Şura’da terfi edemiyordu…
Ve iki gün önce yeni tutuklamam ve yakalama kararları gündeme geldi.
Bu kez yedi general ve amiral daha tutuklanacak. Aralarında Ege Ordu Komutanı bile var.
Türk ordusu bu tutuklama kararları sonrasında, AKP çizgisinde yeniden biçimlenecek… Kararlar pazartesi günü.
Tayyip’in başkanlığında başlayacak YAŞ toplantısında alınacak.
Şimdi manzaraya bir bakalım.
2011 yılı itibariyle devletin tüm kurumları AKP’nin eline geçmiş, Kurtuluş Savaşı günlerinden beri sürdürülmekte olan ordu düşmanlığı da “İleri demokrasi ve hukuk devleti(!)” adı altında yapılan son operasyonlarla birlikte sonuca ulaşmıştı.
***
Son olaylar sonrasında Genelkurmay Başkanı ve üç kuvvet komutanı istifa etti. Şimdi bu en yüksek makamın sahibi Jandarma Genel KOMUTANI Necdet Özel. Yakın geçmişte İkinci Ordu Komutanı iken Tayyip2le uzun görüşmeler yapıp onun sevgisini kazanmıştı.
Geçen yıl Jandarma’nın başına geldiği zaman iktidar gazetelerinde onun hakkında inanılmaz övücü yayınlar yapılıyordu. Bir komutanın bunlardan övgü alması görülmüş, duyulmuş şey değildi.
Önceki gün öğlen saat 12 dolaylarında bir emekli asker okuyucumdan e-posta mesajı geldi. Daha istifalar ortada yok iken, saatler öncesinden şöyle diyordu;
“… YAŞ toplantısında problem çıkmaz. Orgeneral Necdet Özel’in komutan katı hazır… Artık hayatı boyunca“ Tayyip’in adamı “ olarak anılacak…
Ötesini yazmıyorum. Bu mesajı gönderen devre arkadaşı emekli askeri dün aradım, bu olacakları nereden bildiğini sordum. Belli bir görevdeydi isminin açıklanmamasını istedi, Telefonda şöyle diyordu.
“Dua edelim de Hilmi Özkök’ü aratmasın”
Dün aldığım başka bir mesajda okuyucum Adnan Pelvanlar, Necdet Özel’e soruyor.
“Sayın Koşaner bu koşullarda görev yapma imkânı bulamazken siz bu imkânı görüyor musunuz? Görüyorsanız nasıl… Haklarında hiçbir kesin yargı kararı olmadan tutuklu bulunan ve tutuklanacak olan askerlerimizin arkasında duracak mısınız? Onlara sahip çıkacak mısınız? TSK’nin sürekli yıpratılma faaliyetlerine karşı mücadele verecek misiniz?
***
Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi. Dört komutan istifa etmiş, etmeyen tek kişi Necdet bey… Kıyamet koparken o sırada Çankaya’daki AKP’li ve Tayyip’le gece görüşmeleri yapıyor.
Belli ki kendilerine en yakın gördükleri onu, Genelkurmay başkanı yapacaklar…
Geçmişten beri AKP ile arasının çok iyi olduğunu, iktidara çok yakın durduğunu anlatan tanıdıkları şöyle diyordu;
“Son haftalarda bunca şehit verildi. Jandarmanın bölük komutanları suçlanır ve haklarında soruşturma açılırken, siz Necdet Özel’in bu olaylarda adının geçtiğinin, suçlandığını gördünüz mü, ya da ağzını açıp konuştuğunu hiç duydunuz mu?”
Yasama AKP’nin elinde…
Yürütme, yani hükümet AKP’nin elinde…
Yargı AKP’nin elinde… Komutanları yakalama ve tutuklamam kararları birbiri ardına çıkıp duruyor.
Devletin tümü AKP’nin elinde…
Bir tek eksik kalmıştı. Türk Ordusu’nun kolunu kanadını kırmışlardı ama ele geçirmeleri mümkün olmamıştı.
Önceki gece kendilerine en yakın olan komutanlar görüşmelerini sürdürüp Genelkurmay Başkanlığı makamını kendisine teklif ettiler. O da bir daha ele geçmeyecek bu fırsatı doğal olarak kabul etti.
Böylece, gül bahçesindeki son diken olan bir pürüzü de başarıyla yok ettiler.
Yeni bir Hilmi Özkök olup olmamak bundan sonra Necdet Özel’in elindedir.
Yandaş Necdet Özel olup olmamak da kendisinin elindedir.
Komutanı ve öteki arkadaşları istifa ederken yeni ve beklenmedik bir üst makama yükseltilen Özel, acaba orada “İktidarın ve Tayyip’in genelkurmay başkanı” olarak mı görev yapacaktır?
Tabloyu şu anda bilmemiz mümkün değil.
Bildiğimiz tek şey var:
Bu operasyon AKP ve Tayyip’in elini güçlendirdi, çok mutlu oldular. Bundan sonra kapalı kapılar ardında bile olsa askerden çatlak ses(!) çıkmayacak.
Devletin tümünü ele geçirme operasyonu önceki gece böyle noktalanmış oldu. Kurtuluş Savaşı’ndan bu yana oynanan oyunda, sahnenin perdesi böyle indirildi. Onlar erdi muradına, biz çıkalım kerevetine…
Acaba hep birlikte “Son kale de düştü, geçmiş olsun Türkiye” mi diyelim!
Ve yazının başlığındaki soruyu bir kez daha soralım:
Yeni TSK, Tayyip Silahlı Kuvvetleri mi Oluyor?
Emin Çölaşan
31 Temmuz 2011