Başbakan, Irak gezisinde ilkleri gerçekleştirmiş.
Bir türbeden çıkmış, bir kabri ziyaret etmiş, dualar okumuş.
Oradan da düne kadar yadsıdığı
Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’nde, “(Kürtleri) inkâr politikalarına son verdiğini” beyan buyurmuş.
Yüksek siyaset meraklısı yazarlara göre; Sünni RTE’nin, Şii lider Ayetullah Ali Sistani ile görüşmesi, Erbil’de Kürt aşiret reisi Barzani’yle kucaklaşması Ortadoğu’da Türkiye’nin ağırlığını koyacağı, Türkiye’nin (Başbakan’ın) önderlik edeceği yeni bir oluşumun müjdesiymiş!
Radikal’de Cengiz Çandar, dünkü yazısında yüksek siyaset meraklısı yalakaların öngörülerini yalanlıyor.
Geziden edindiği izlenimleri içeren yazısında Çandar; örneğin Barzani’nin RTE’yi öven konuşmasından bir cümleyi bir yorumla birlikte şöyle aktarıyor:
“(Barzani RTE’ye) ‘Sizin varlığınız, bölgeye barış ve güvenliğin güvencesidir’ diyerek 12 Haziran seçimleri için açık destek ilan etmiş oldu.”
Yorum, ilginç.
Zira Çandar, çoğu zaman AKP’yi ve liderini destekleyen bir yazar.
Yorumu biraz genişletelim.
RTE seçim arifesinde içeriye mesajlar veriyor.
Sünni, Şii, Alevi arasında fark gözetmediği izlenimini veriyor.
Çandar’ın yazdığı gibi, seçim arifesinde Barzani bu sözlerle esas olarak Türkiye’nin Kürt seçmenlerine (şöyle) sesleniyor: Güvenceniz RTE’dir!
RTE’nin Irak gezisinin gerçek amacı böylece açığa çıkmış oluyor.
***
Gazetelere düşen parti haberlerine göre, Irak gezisinden RTE’nin amacına, liderlerin konuşmalarına, açıklanan vaatlere bakınca insan, “her şey seçim için” diyesi geliyor.
Yoksulluğu ortadan kaldırmak hemen her partinin temel vaadi. CHP aile sigortası ile yoksula her ay 600 TL vereceğini açıklıyor ve MHP, bu miktarı üç aşağı beş yukarı vaatlerinin başına alıyor.
AKP, öteden beri uyguladığı sistemi devlet olanaklarıyla zaten yürütüyor.
Allı pullu vaatlere diyecek yok elbette.
Ne çare, partilerin (örneğin CHP’nin) vaatlerini gerçekleşmesi tek bir koşula bağlı:
12 Haziran’da sandıktan tek başına iktidar çıkmak!
***
AKP, Kanun Hükmünde Kararname’yle (KHK) kimi uygulamalarını gerçekleştirmenin peşinde.
Öne sürdüğü gerekçe devlet bakanlıklarını kaldırmak!
Oysa asıl amaç, dilediğini görevden almak, dilediğini -tabii kendine uygun olanları- duyarlı yerlere atamak!
Sivil kadrolarda da askerde de tasfiye olanağını yakalamak!
KHK’yi yaşama geçirecek hükümet tasarısı bir iki gün önce Meclis’e geldi. O günden beri CHP, MHP, hatta BDP kıyameti koparıyor.
AKP’nin Meclis’i by-pass ettiğini, KHK’nin Meclis’i tasfiye anlayışı olduğunu söylüyorlar.
Oysa bu filmi daha önceleri görmüştük.
Demokrasimizin Menderes’ten sonra bir diğer yıldızı diye anılan Turgut Özal da tek adamlık sevdasına kapılan başbakanımız, cumhurbaşkanımızdı ve…
…partisi Anavatan’ın Meclis’teki çoğunluğuna dayanarak bol miktarda KHK çıkardı.
Üç partinin aynı ağzı kullanarak KHK’ye sert çıkışları elbette desteklenmelidir ama sözün değeri kalmayan bir dönemden geçiyoruz.
Üç muhalefet partisi; KHK’nin Meclis’teki görüşmelerinde yeni sözler değil, yeni ve kalıcı etkisi olacak ortak bir davranış gösterebilir mi?
Üç parti adına tek bir konuşmacının KHK’nin rejimsel sakıncalarını açıklayan konuşmasından sonra.
…AKP’yi her türlü sorumlulukla baş başa bırakarak genel kurulu terk edebililer mi?
Bu da bir umut işte!
Cüneyt Arcayürek
31 Mart 2011