Eminim anında anımsayacaksınız…
Tam da ekonomik krizin üzerimize çullandığı, ancak “teğet geçtiği!”nin dikte edildiği sıralarda ekranlarda bir “Patronlar Reklamı” vardı; ekonominin ne kadar da iyi durumda olduğunu kafamıza sokmak için koca koca işadamları, işkadınları ekranda birbirinden cilveli, coşku dolu bir sesle aynı iki sözcüğü tekrar ederlerdi:
- Tıkır tıkır!..
Yüksek Seçim Kurulu’nun, Hatip Dicle’nin milletvekilliğini düşürmesi, Özel Yetkili Mahkemelerin tutuklu milletvekillerinin tahliyesini reddetmesiyle şekillenen ve dün TBMM’de “yemin krizi” ile artık bir başka aşamaya zıplayan “bilinçli kaos” ortamını izlerken ben de aynı duyguya kapıldım!.. Senaryo aynı mantıkla kurgulanıyor, oyun aynı düzenle oynanıyordu:
- Tıkır tıkır!..
***
Çok ama çok basit bir soruyla başlayalım:
- Seçimden büyük bir zaferle çıkmış, ortamın huzurlu olmasını en çok istemesi gereken iktidar partisi böylesine içinden çıkılmaz bir başlangıcı niçin tercih etti?..
Tayyip Bey daha seçimin birkaç gün öncesinde işaret fişeğini çakmış, tutuklu milletvekili adayları için, “Durun bakalım bir de mahkemelerin kararı var” demişti. Seçim sonrasında, ne denli haklı olduğunu hep birlikte gördük!.. Tahliyelerin art arda reddedilmesinin üzerine Tayyip Bey, Türk siyasi hayatına geçecek iki cümle daha sarf etti:
- Böyle olacağını bilmiyorlar mıydı?.. Başka adam bulamadılar mı?..
Tam burada, “Peki, siz nereden biliyordunuz?” ya da, “2002’de siyasi hayatınızı kurtaran CHP, aynı soruyu AKP’ye sormayı aklından bile geçirmemişti” demek de var ama biz nezaketimizi koruyup işin “püf noktasına” dönelim.. Yaratılan “bilinçli kaosun” bir iç bir de dış hedefi var. Önce içeriye bakalım:
- Sanki sözleşmişçesine, önce Mehmet Ali Birand’ın yazısıyla başlayan, ardından Cengiz Çandar’ın “TESEV Raporu” ile devam eden ve Hasan Cemal’in Kandil’de Murat Karayılan ile yaptığı “söyleşi!” ile kabak gibi ortaya çıkan duruma göre iktidar Abdullah Öcalan’la üç ayrı protokol üzerine anlaştı!.. Buna göre “demokratik bir anayasa”, “adil bir barış için ilkeler” ve “acil eylem planı” başlıklı bu üç protokolün acilen hayata geçirilmesi gerekiyor. Olmazsa ne olacak?.. Açıkça söylendi: “devrimci halk savaşı” yani isyan!.. İktidar böylesine bir “açılımı (!)” elbette tek başına yapamaz. Öyle bir numara, öyle bir “kaos” gerekiyor ki, muhalefet, en azından biri bir şeylere razı olsun!.. TSK’nin neredeyse yarı komuta kademesinin içeri tıkılması, tutuklu milletvekillerinin salıverilmemesi, Hatip Dicle olayı, hepsi planın parçalarını oluşturuyor… Sonuç: Ergenekon, Kandil dahil genel af, Öcalan’ın ev hapsi ve yine Öcalan’ın dikte ettiği demokratik anayasa..
- Dışarıya, asıl büyük resme bakacak olursak; önce ABD Dışişleri Bakanı Clinton’ın açıklamasını görelim: “Türkiye-Suriye arasında çatışma çıkabilir!..” Obama ile Erdoğan arasında “Suriye hava sahasının NATO marifetiyle kapatılması” görüşmesini anımsayalım… İran’ın, NATO Suriye’ye müdahale ederse, Türkiye’deki NATO üslerini hedef alacağına ilişkin açıklamasını ekleyelim. Ardından son MGK toplantısının ardından “BOP önemlidir” mealindeki açıklamayı üstüne koyalım... 21. yüzyılı “Amerikan yüzyılı” yapabilmek için BOP haritasını mutlaka tamamlamak zorunda olan ABD’nin Türk ordusu marifetiyle önce Suriye’yi, ardından İran’ı halletme planını da tümünün üstüne katalım… Uzun yıllardır, Türkiye’yi paramparça edecek böyle bir plana karşı çıkan TSK’nin niçin yeniden biçimlendirilmek istendiği sorusunu da bir “tüy” misali tepesine dikelim… Şimdi siz karar verin.
- Artık tıkır tıkır mı olur, şıkır şıkır mı!..
Bir Yurtsevere Mektup (114)
Sevgili kardeşim Balbay’a ve içerdeki, dışardaki tüm yurtseverlere seslenişimdir: Yıllardır kaleme aldığım mektuplarımı burada noktalıyorum. Adaletin olmadığı, ülkenin hukuksuzluğa, karanlığa, savaşa ve parçalanmaya sürüklendiği böylesine bir ortamda artık yazdığımız her yazı bir mektup niteliğindedir..
Direnen, dik duran tüm yurtseverleri olanca gücüm, sıcaklığım ve kararlılığımla kucaklıyorum…
Ümit Zileli
30 Haziran 2011
1) Sayın Zileli lütfen bırakmayın. Gidişat değişecektir. İnanıyorum. Meydanı soytarılara bırakmayın. Meydanı boş bulan soytarılar tek bildiği işi YANİ SOYTARILIĞI yaparlar. Ülkemizi soytarıların elinden kurtaralım. Sayısal durum önemli değil. Sizin gibi düşünen bir beyin bu meydanda dimdik ayakta durmalıdır. Söyledikleriniz önümüzdeki sürecin kavşakları olacağa benziyor. Bölücülerin ve karşı devrimcilerin istikametini çizen yön veren yavşaklar pardon kavşakları göstermişsiniz. İlk kavşakta Recep bey, yine armutlarla şeftalileri karman çorman etmiş. Bile bile niye milletvekili adaylarını seçersiniz diye buyurmuş! Bu hitap şu koşulda doğrudur: Milletvekili seçilme yeterliliğini yasal olarak gösteremeyen şahıslar için kullanılırsa ancak yerindedir. Erdoğan her zaman yaptığı gibi bizleri Türk halkını aptal yerine koydu. Bunu hem kendisi hem yandaşları bilerek yapıyorlar. Çünkü gizli amaçlarını ancak bu şekilde gözden kaçırabiliyorlar. Aynı zamanda gündemi yalan dolanlarla anında değiştirebiliyorlar. Bu normalde demokratik ülkelerde söz konusu dahi olamayacak bir hareket tarzıdır. Bu istense bile çağdaş insan haklarına saygılı düzen bu ahlaksız hareket tarzına izin vermez. Vermediği gibi yapanın cezasını da verir. Bir politikacı ahlaklı ve ilkeli olmalıdır. Hep meydanlarda söylenir: Eline, beline dilinize sahip olun diyerek rakiplerine meydan okurlar. Bu söz Alevi öğretisinin güzel duygular dünyasının içinde yaşar. Politikaya alet edilmemelidir. Politikacı bu güzel sözün hakkını vermelidir. Dillendirerek kirletmemelidir. Bu söze uyarak namuslu, dürüst anlayışını ilkeli duruşuyla perçinlemelidir. Bu arada 2 Temmuz Alevi canların katledilişini bir kez daha kınıyoruz. Bir daha böyle bir vahşetin yaşanmamasını diliyorum. Tekrar tutuklu milletvekillerine dönersek, Hatip Dicle dışında vekil yeterliliğine sahip olmayan adaylar yok. Bunu Erdoğan bilmez mi bilir! Peki, neden Sayın Mustafa Balbay, Haberal ve Engin Alan için CHP yemin boykotu yaptığında delirir? Bu sayın 3 adayında milletvekillikleri Analarının ak sütü gibi helaldir. AKP hem yasaları hem de dinsel açıdan vicdanları çiğniyor. Hani helalleşeceklerdi? Milletvekillikleri helal olan adayların hakkını yiyeceksiniz ondan sonrada çıkıp kürsülerden tertemiz helalleşme duygusunu sömüreceksiniz. AKP günahların partisi olduğunu bir kere daha vatana millete kanıtlamıştır. Ayrıca bu son usulsüz mahkeme kararlarıyla ülkemizi tüm dünyaya da rezil etmiştir. Yandaş medya bunu gözden kaçırıyor. Ancak tarihimize bakınca sürülenin kara bir leke olduğunu göreceksiniz. Cumhuriyet tarihinde bu şekilde hiçbir milletvekili adayının suçu sabit olmadan tutuklu iken TBMM`ye girmesi önlenmemişti! Asıl tartışılması gereken budur. Dünyaya rezil olmamıza neden olan da budur. Bütün demokratik ilkeleri hiçe saydılar. Hukuk kuralları çiğnendi. Artık Türkiye`de yandaş hukuk kuralları geçerlidir. Hani nasıl mahalle baskısı varsa artık bir de yandaş hukuk baskısı var. Yandaşlığa terfi ederseniz hukuk size hiçbir durumda dokunmaz. Suç işleseniz de görülmez. Ancak yandaş değilseniz muhalifseniz, eleştiriyorsanız, namussuzları kudurtuyorsanız gideceğiniz yer bellidir. Silivri zulüm kampı… Recep bey diyor ki: bile bile yandaş hukuk kurallarını çiğnediniz. Bizim elimizi eteğimizi öpecektiniz. O zaman size yargı dokunmazdı. Şimdi ben yargıya karışmam emri ben mi veriyorum ki diyor. ))))))))) Biz de yedik! Doğru oturalım doğru konuşalım. Adam gibi işimizi yapacaksak gerçeklere de saygı göstereceğiz. Başbakan da görevini en iyi şekilde yapmak zorundadır. Şu anda yargıçlar, savcılar, hâkimler esaret altındadır. Hepsi Erdoğan`ın ve diğer AKP yöneticilerinin ağzının içine bakıyorlar. Biri çıkmış tam bağımsız yargı asıl şimdi ki diye sallamış. Hadi ya siz hukuk eğitimini nerden aldınız? FETO`nun ışık evlerinde mi? Şu andaki hukuk AKP ve cemaat hukukudur. O yüzden inatla hukuk kurallarını çiğneyerek hâkimler tutuklu vekillerin tahliyesine karşı çıkıyorlar. Ne emrediliyorsa ışık evlerinde ne öğretildiyse kanun onlar için odur. O yüzden kimse bunlar nasıl bu kadar vicdansız olabiliyor demesin. İntikam hırsı bütün zihinleri ve en önemlisi kalplerini sarmış durumda… İnsanlıklarını kaybetmişler. İnsanlığını kaybeden şahıslara yetki verirseniz kokuşmuş düzene de onay vermiş olursunuz. Bu kokuşmuş adi düzenin oyuncuları da gelir demokrasiden intikam almaya çalışır. Hem de demokratlık maskesi altında demokrasinin canına okurlar. Yıllardır uzun tutukluluk sürelerini İŞKENCE ARACI olarak kullanıyorlar.
2) Bu düzenin sahipleri arasında yer alan kimse de bir çaba göstermiyor. ÇÜNKÜ HEPSİ ZALİM! İnsanlıktan nasip almamışlar. Sevmeyi unutmuşlar. Vicdanlarına kelepçe takmışlar. O yüzden rahatlıkla masum aydınları, gazetecileri, askerleri tutuklayabiliyorlar. Masumiyet karinesini insafsızca çiğneyebiliyorlar. Umursamadan insanlara yıllarca hapislerde işkence edebiliyorlar. Bu nasıl adalet anlayışıdır? Böyle adalet mi olur? Evrensel hukuk kurallarında 6 aydan fazla insanları tutuklu bırakamazsınız deniyor. Bırakırsanız suç işlersiniz. Yıllardır hâkim ve savcı bozuntuları bu suçu işliyor. Daha önce dediğim gibi Yargı meşruiyetini kaybetmiştir saygı duymuyorum. İnsanlara işkence eden yargıya saygı duyarsanız siz de o suça ortak olmuş olursunuz. Her ne pahasına olursa olsun herkes sesini yükseltmelidir. Bu düzeni hep beraber yıkabiliriz. Meydanı soytarılara bırakmayacağız. CHP`nin yemin boykotunu destekliyorum. Herkes de desteklemelidir. Çözüm basittir. Yıllardır işlenen suç ortadan kaldırılmalıdır. Evrensel hukuk kurallarına riayet edilmelidir. Tutukluluk süreleri için mahkeme türü ayırt edilmeksizin 6 aydan fazla olmaması yönünde kanun değiştirilmelidir. Hangi suç olursa olsun tutukluluk sürelerini farklı şekillerde uygulamak insan haklarına aykırıdır. O kişinin masumiyetinin yargısını baştan veremezsiniz. Yargılanmasında isnat edilen suçun ağırlığına göre tutuklamayı uzatmak çağdaş hukuk kurallarında yer almamalıdır. O kişi yargılama sonucunda suçsuz bulunduğunda fazladan hapis yattığı sürelerin hesabını nasıl vereceksiniz? BU BİR HAYAT CİNAYETİDİR! İnsanların hayatından çalamazsınız. Buna hakkınız yok. Hiçbir demokratik düzende yasal hükümler ZALİMCE uygulanamaz. Ülkemiz de hem yasalar hem uygulayıcılar zalimliğin son raddesinde iş görmektedirler. Daha vahim olan yasa sanık lehine bile olsa uygulayıcı zalimler yorumu anti demokratik şekliyle gerçekleştirmektedirler. BUNUN ADI DEMOKRASİ OLAMAZ. Recep bey bu bozuk düzeni kurdunuz. Referandumla siz yerleştirdiniz. Yandaş yargınızı oluşturdunuz. Şimdi de çıkmış yargı bağımsızdır emirleri ben vermiyorum diyorsunuz. Kimi kandırdığınızı sanıyorsunuz? Halkımız görmemiş olabilir ama siz samimiyetle konuşmuyorsunuz. Gerçeklere saygı duymuyorsunuz. Bir Başbakan samimiyetle gerçeklere zihnini açmalıdır. İnsanlarımıza sevgiyle yaklaşmalısınız. Kurduğunuz bozuk düzeni o koltukta oturduğunuz sürece düzeltmekle yükümlüsünüz. Size görevinizi hatırlatmak sistemin çökmüş olduğuna da zaten işarettir. Gittiğiniz yol yol değil. Bizden söylemesi… Birbirine bağlı halkalar zincirleme kazalara uğrarlar. Eğer sistemi işletmeyi sağlıklı bir biçimde başaramazsanız düzen başınıza yıkılır. Sanmayın ki karşı devrimle istediğinize ulaşacaksınız! Neler olacağını söyleyelim. Ekonomi halkası şu anda ilk etapta patlayacak olandır. Yakında dünyada büyük bir buhrana yol açacak ekonomik krizin tam anlamıyla gerçekleşeceği zamana yaklaşıyoruz. Yunanistan ile iş bitmiyor. Arkasından pek çok ülke iflas açıklayacak. Ne sanıyor diğer sözde iyi durumdaki ülkeler? Hepsi domino taşları gibi devrilmeye mahkûm olacaklar. Çünkü hepsi aynı düzenin yolcularıdır. Buradan şuraya geleceğim. Yandaş yargı ile hukuk kurallarını çiğnemeye devam ederseniz bu bozuk yargı halkası ile ekonomi halkasını da daha fazla dönülmez uçurumlara sürüklersiniz. Hayatta her şey birbirine bağlıdır. Hiçbir sebep birbirinden tam anlamıyla sürtünmesiz hareket edemez. Siz tutukluluk halini işkence amacıyla kullanırsanız bu suçunuz mutlaka katlanarak karşılık bulur. ALTINDA KALIRSINIZ. Hukuk kurallarını adil duruma getirdiğiniz de ruhsal algılamayı da etkilersiniz. Pek çok olay düzene girer. ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR lafını siz nasıl anladınız? Nasıl bu kadar rezaleti içinize sindirebildiniz? Tekrar uyarmalıyız. Küçük yatırımcılar hazırlıklı olun. Yatırımlarınızı güvenli garantili araçlara yönlendirin. Adi düzenlere güvenilmez. Böyle bozuk düzenler her zaman şereften yoksun ahlaksız oyunculara teslim edilir. ABD niye dünyada bütün yandaşlarını bu kokuşmuş düzene hayâsızca ayak uydurabilen oyunculardan seçiyor sanıyorsunuz? Masum halklar kimin umurunda! O yüzden bütün insanlar gücümüzün farkında olmalıyız. BÖYLE GELDİYSE BÖYLE GİTMEZ! Şimdiye kadar sistem insanları uyutmaya çalışarak ilerlemeye kalkıştı. ARTIK UYUMAK YOK. Eller birleştirilecek bu sistem çöktürülecek. BU DÜZENİ YIKACAĞIZ.
3) Her şerefsiz oyuncu hazırlıklı olsun. Bakın onlarında hazır olması gereken durum budur. Onlar kurdukları düzenin altında kalacak olanlardır. Adalet duygusunu hiçe sayarsanız bir gün mutlaka ADALETE SIĞINACAK HALE GELİRSİNİZ. Ancak Tam Bağımsız Yargı sisteminde sanmayın ki hesap vermeyeceksiniz! Haklarını çiğnediğiniz bütün insanların ahını aldınız. Hepsi teker teker çıkacak. Helalleşmek budur. Hakları teslim etmek vicdan muhasebesi yapmaktır. Hesap vermekten kaçmak değil! Bakın yargı adaleti sağlanamayınca ayrılıkçılar da devreye girdi hemen… Rejim halkası da adalet duygusunun işletilmemesi yüzünden tehdit altındadır. Ancak burada ikinci bir niyetinizden bahsedilmelidir. Bu şekilde ayrılıkçılara hizmet etmeyi zaten siz de planlıyorsunuz. Pek çok yazarın söylediği gibi sözde Ergenekon tertipleri üniter yapının bozulması ülkemizin parçalanması için sahneye konuldu. AKP niye tutuklu milletvekillerini TBMM`ye sokmaya karşı ayak diriyor. Başkanlık sistemine ihtiyaçları var. PKK`nın isteklerine yanıt vermeleri ABD tarafından emredildi. Uşaklık kolay mı öyle! Şimdi küresel faşistlerin 3. dünya savaşı hedefi için işbirlikçilerin dayanışmasını görüyoruz. Rusya, Çin, İran ve diğer antiemperyalist ülkeler ne kadar dayanıklı duruş sergilerlerse bu emperyalist kudurmuş köpeklerin emellerine de engel olursunuz. Suriye ve Libya oyunları bozulur. Libya direnişe devam etmelidir. ASLA VAZGEÇMEYİN. NATO`yu alt edeceksiniz. Sabrederseniz ABD ekonomisi çökecek. Ekonomi çökerse savaş ihtimali de ortadan kalkar. Çünkü ekonomik kriz de bir savaşın sonucudur. O savaşı kaybeden ezilen yakın zamanda gerçek bir savaşı göze alamaz. Zaman onların aleyhine mazlum devletlerin lehine işliyor. Dayanmaya devam ederseniz bu iki karşı gücün kesiştiği noktada kırılma olacak. Emperyalistlerin gücü azalırken masum halkların devletlerinin direnme gücü artmaktadır. Ortada büyük bir gerilim var. Gerilime iyiliğin tarafındakiler çok daha iyi dayanırlar. Çünkü onların istekleri masum yaşam hakkıdır. Doğanın ve sevginin gücü onların arkasındadır. Kötülüğün, sömürünün tarafındakiler materyalist dar görüşlü zihniyetlerden oluşmaktadır. Ruhsal iletişim dilinden anlamazlar. Sadece obur, aç gözlü duygularını doyurmaktan ibarettir yaşamları… Onlar aynı zamanda doğaya direndikleri içinde güç kaybederler. KENDİ KENDİLERİNİ YOK ETMEK KAÇINILMAZDIR. Peki, bu sömüren güçlere en baştan niye karşı çıkılmaz. Çünkü bu güçlerin kendi halkları seslerini yeterince yükseltmezler. O yüzden tüm dünya halkları asıl iradenin kendilerinde olduğunu bilmek zorundadırlar. AYAĞA ELELE TUTUŞARAK ANCAK BÖYLE KALKABİLİRİZ. Sömürenlerin kölesi olmuş ayrılıkçılara doğru yolu böyle gösterebiliriz. Bütünlüğümüzü insani değerlere saygı göstererek sağlayabiliriz.
4) ADALETİ MÜLKÜMÜZÜN TEMELİ YAPARAK üniter yapıyı da koruyabiliriz. Görüldüğü gibi her şey adaletin ruhunun rahatlatılmasıyla sağlına kavuşur. AKP bir illet gibi Türkiye`nin vücuduna girdi. Ülkemizin sağlığını adalet anlayışını yerle bir ederek kaybettirdi. O yüzden diyoruz ki komaya ülkemizi sokarsanız en başta siz yok olursunuz. Adaletin eşitlik duygusuna en fazla ihtiyaç duyulan dönemdeyiz. Güzel, adil hizmetler vermek çok büyük haz verir. Siz aynı zamanda kendinizi bundan da mahrum ediyorsunuz. Yani kendinizi de kötülükle cezalandırıyorsunuz. Nasıl bunun farkında olmazsınız? Gerçekten çok yazık… Sonuçta siz de insansınız. Yok olmamalısınız. Kendi kendinizi uçuruma yuvarlamamalısınız. İnsan insanın değerinden anlamalıdır. Zulüm yapmayın. Adaleti yeniden sağlayın. Vicdanınızı esaretten ancak siz kurtarabilirsiniz. Ülkemizin buna ihtiyacı var. Ayak direyerek iyiliği yenemezsiniz. İYİLİĞE TESLİM OLUN. Filistin devletini tanıyarak ilk adımı atın. İsrail ile barış görüşmelerine aynı masaya Filistin oturacaksa devlet olarak tanınmak zorunluluğuna sahiptir. BU FİLİSTİN`İN HAKKIDIR. Kimse engel olmasın. Anlaşılan 1967 sınırlarını Filistin tarafı kabul ediyor. O zaman İsrail ile bu sorun çözülebilir. Sizce niye yokuşa sürülüyor? BOP planları için kargaşa devam ettirilmeye çalışılıyor. Saldırgan savaş katil devletleri kargaşadan besleniyor. Filistin`e huzur gelirse diğer halklarda tetiklenir diye korkuyorlar. İnsan hakları bu emperyalist soytarıların umurunda değil. Sinsi hedefleri gerçekleşsin yeter! ANCAK ONLARA DERS VERMEKTEN KORKMUYORUZ. Çünkü hayat onlara ders vermeye can atıyor. Yeter ki bu sesi bütün insanlık duyalım. KÖTÜLÜĞÜ TESLİM ALMAYA GİDİYORUZ. BU SEFER BÜTÜN DÜNYA HALKLARI EMREDİYORUZ: AYAĞA KALKIN SÜRÜNMEKTEN VAZGEÇİN İNSANLIĞINIZI HATIRLAYIN VE İYİLİĞE TESLİM OLUN. Sanmayın ki sizinle savaşamayız. YA İSTİKLAL YA ÖLÜM bizim felsefemizdir. VATAN SAVUNMASINDA GEÇERLİDİR. Sizse cinayet işlemektesiniz. Saldırınız altındaki ülkeleri rahat bırakın. KAZANAMAZSINIZ. Hiçbir katil sonuna kadar kazanamaz. En sonunda kaybetmeye mahkûmsunuz. SİZE HADDİNİZİ BİLDİRİRİZ. SÖZ KONUSU VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR…………………………………………………………………………………