Balyoz Planı’ soruşturması kapsamında Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesine gelerek ifade veren Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Bilgin Balanlı, tutuklama istemiyle sevk edildiği mahkemece tutuklandı. Balanlı, Orgeneral düzeyinde tutuklanan ilk muvazzaf.
Sabah saatlerinde Beşiktaş’da bulunan İstanbul Adliyesi’ne sivil bir araçla gelen Orgeneral Balanlı, hakim ve savcıların girdiği arka kapıdan binaya girdi. Balyoz soruşturmasıyla ilgili Eskişehir’de ele geçirilen belgelere ilişkin ifade veren Orgeneral Balanlı, Savcı Hüseyin Ayar’a 3 saat ifade verdikten sonra tutuklanması istemiyle mahkemeye sevkedildi.
HÜRRİYET
Burada da yorumu koymak isterim. Herkes NAMERTLERİ okusun diye… Orgeneral Bilgin Balanlı niye tutuklandı? İmzası olmayan bir dijital belge yüzünden… KASTEN TUTUKLAMADIR! Asıl kusuru İRTİCAYA GÖZ YUMMAMAKTIR! Bu hafta emniyet irticai faaliyetleri suç kapsamından çıkardı. Daha öncede sultanları çıkarmıştı. Geçen ne deniyordu? Türkiye nereye gidiyor? Alın rota açıktır. Bir ülkede irtica suç kapsamında değilse kim şeriat yasalarına suç diyebilir? Hatırlayın seçimlerden sonra anayasalarında sadece Cumhuriyet maddesi kalacak. Diğer maddeler kalkacak. Bu son söylediğim üç durak ve rotaya bakın. Türkiye İslam Cumhuriyetine gidiyor. Artık kanıt istemeye gerek yok. AKP`nin anayasasını açıklamasına da gerek yoktur. Ne diyordu Arınç bey! Yaralı bırakmayacağız. Son darbeyi indireceğiz. Ya artık herkes gözünü açsın. Gidilen yol bellidir. Razı mısınız şeriat devletine? Siz bu sorunun cevabına göre yolunuzu belirleyin. Ne diyordu referandumdan sonra Erdoğan ve tayfası türban her yerde kullanılacak kimse bu özgürlüğe sınır koyamaz! Türban`a her yer açılacak! Sonra parçalı eğitim sistemine döneceğiz dediler. Yani Ortaokul için de eskisi gibi zorunlu eğitim kapsamından çıkaracaklar. Bu İmam hatip liselerinde tekrar ortaokul kısımlarını da içermesini isteyecekler. Birkaç gündür Erdoğan ne diyor? İmam hatipleri kimse kaldıramaz. Eğitim şurasında neler konuşuldu neler… Bundan sonra zorunlu din dersi kaldığı gibi bütün liseler de İmam hatiplere yaklaştırılacak. Bir nevi medreseler geri gelecektir. Tekkeler zaviyeler ooooo saymakla bitmez. Niye çok eşlilik birden bire konuşulmaya başlandı? Rotanın çizgilerini koyulaştırıyorlar. Niye İstanbul`u başkente hazırlıyorlar? Niye eyalet sistemine hazırlanıyorlar? Yeni Osmanlıcılık hayallerini gerçekleştirecekler. BOP projesi kesinlikle yürürlüğe konmak isteniyor. Bir sürü zincirin halkasını görüyorsunuz. Hangi birini yalanlayabilirsiniz? Hepsi birbirine bağlıdır. Birkaçını bulunca olanları da ortaya koyunca anayasanın ve rejimin ADI KONUYOR. TÜRKİYE İSLAM CUMHURİYETİ DEVLETLER TOPLULUĞU…) Ancak paranteze sığdırırsınız. KAPI GİBİ BURADAYIZ HEP BERABER! Cuma günü 27 Mayıs`tı. 1960 ihtilal`inin yıldönümü… 9 muvazzaf asker sorguya alınması için çağrıldı. 8`i Cuma günü sorgunun ardından serbest kaldılar. Komutanımız Bilgin Balanlı niye tutuklandı? İmzasız belgeler ortada! Bilgin Balanlı için de aynı belgeler önüne konuldu. Niye tutukladı AKP`nin savcısı ve hâkimi? İrticai faaliyet yapıyor oldukları için Eskişehir`deki Nakşîleri takip ettirdiği için suçlu bulundu. Ne demiştik artık şeriat yasaları gelse kim suç diyebilecek. Aha alın size son tutuklama sebebi… Ne diyor yandaş basın bozuntuları Orgeneral Bilgin Balanlı fişleme yapıyormuş! Artık irtica yapmak suç değil irticai faaliyetleri takip etmek suç! Şimdi görüldü mü nerede olduğumuz? Seçimden sonra yukarıda yazılı rejim adı konacak sadece! 1960 yılında 17 Mayıs akşamı daha önce HARP AKADEMİSİNİ bitirmiş ORGENERAL diye hitap edilen Cemal Gürsel hükümet başkanlığına getirilmiş. Sembolik intikamlar devam ediyor. GÖRMEYEN GÖZLERE! Basamak basamak çıktılar. Bundan sonra hangi basamak var? Orgeneral Bilgin Balanlı Hükümet başkanlığı düzeyinde sembolize edilmiş. Bundan sonraki hedef ATAMIZIN Başkomutanlık makamıdır! O makamda en son oturan ATATÜRKÇÜ CUMHURBAŞKANI Ahmet Necdet Sezer`e vardıracaklar. Aklıma geldi hımmmm! Erdoğan bu ara niye Sayın eski Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel ile uğraşıyor? Bugüne gelelim. Öğlen önce Orgeneral`in serbest bırakıldığı basına yansıdı. Sonra adliye`ye sevk edildiği… Sonra da tutuklandığı… BEN SÖYLEYECEĞİM NE OLDUĞUNU… Cemaatin savcısına Yargının hakimi Erdoğan`dan tutuklatın EMRİ GELDİ. ADIM GİBİ EMİNİM… TÜRK YARGISI BİTMİŞTİR. DAHA ÖTE KANIT YOK. HER ŞEY GÖREN GÖZLER İÇİN MEYDANDA! CIA istedi ERDOĞAN EMRETTİ. CEMAAT SAVCI VE HÂKİMİ DE TUTUKLATTI. GÜN DÖNECEK. ZAMAN GELECEK. BU DÜZEN YIKILACAK. BÜTÜN BU FAŞİST SÖZDE YARGI SİSTEMİNİN ELEMANLARI SULTANLARI HESAP VERECEK! HİÇ BİR ŞEKİLDE KAÇIŞINIZ YOK. BAĞIMSIZ TÜRK YARGISI SON SÖZÜ SÖYLEYECEK. VAR MI İTİRAZI OLAN BABAYİĞİT! Bütün bu zulümlerin AHI ÇIKACAK. HİÇ BİR YERDE YATACAK YERİNİZ YOK. KEFEN DEYİPTE BOŞUNA DUYGU SÖMÜRÜSÜ YAPMAYIN. ŞEYTANINIZDAN BULUN! Sonuna kadar sizin belanız olacağım. Benden de kurtuluşunuz yok. Bu lanet olası düzeniniz yıkılana kadar AYAKTAYIZ. YÜREĞİNİZ YETİYORSA DEVİRMEYE YELTENİN. KEMALİST DEVRİM OLACAK! O KADAR…………………………………………………..CUMHURİYET GÜÇBİRLİĞİNİN 33 ADAYIDA TBMM`YE GİRMELİDİR. Bu hainliklerin hesabını ANCAK ONLAR SORABİLİR. BU MİLLETİN AHINI ANCAK ONLAR ÇIKARIR. TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLELEBET PAYİDAR KALACAKTIR. KİRLİ HAYALLERİNİZ SON BULACAKTIR. Bu seçimlerde AKP`YE OY VERİPTE ŞERİATA GEÇİT VERENLER DE NAMERTTİR! Hiçbirinize hakkımı HELAL ETMEM! ADAM GİBİ OYUNUZU KULLANIN. AKP`Yİ TÜM SİYASİ EĞİLİMLERLE BİRLİKTE SANDIĞA GÖMELİM. HERKES AKP DIŞINDA KENDİ PARTİSİNİ DESTEKLESİN. SÖZ KONUSU VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR…………………………………………………… Yarın Kemalist Devrim`in özüne uygun eğitim sistemini ve Din ile ilgili konulara ait proje önerileri vermek istiyorum. KUDURUP ÇATLASINLAR! BİZLERİ KİMSE YARALAYAMAZ! HER DAİM CEVABINI VERİRİZ. SON SÖZÜ HER ZAMAN SÖYLEYECEĞİZ. ŞERİATA GEÇİT VERMEYECEĞİZ. ZİNDANLARINIZDAN BÜTÜN VATANSEVERLERİ ÇIKARACAĞIZ. ANT İÇİYORUZ.
Ayrıca Odatv`de Behçet Oktay`ın ölümü ile ilgili bir haber vardı. Onlarda hala cesaret yok. Yayınlamadılar. Buraya koyuyorum önemli olduğu için… Bence de intihar olamaz. Yanındaki Halil Kesici`nin her iki el içinde ve Behçet Oktay`ın da her iki elinde barut izi varmış. Simülasyonu canlandıralım. Araba`da 2 kişiler gidiyorlar. Behçet Oktay içkiliymiş. Şoför koltuğunda oturuyor. Aşırı alkollü değildir. Ancak kefli olmalı… Bu durumda bir insan beyni intiharı düşünemez. Çünkü düşünceler içkili iken odaklanamaz. Kolay kolay sinirlenemez de! Araba normal hızla giderken yanındaki şahıs sol ya da sağ eliyle silahı ateşlemiş olabilir. İntihar olmadığının kanıtı şu olabilir: Behçet Oktay`ın yanağında omzunda kıyafetlerinde barut izi yok! O zaman uzak mesafeli bir atış söz konusu… Yandaki kişinin oturduğu koltuk ve kıyafetlerinde barut izi araştırılmalıydı. Omzunun berisinden dolayısıyla sağ eliyle ancak atabilir. Sol eli yanda oturduğu için uzağa alıp ateş edemez. Kolu kasılır. Sağ elini kullanmıştır. Tek el ateş ettikten sonra araba karlı zemine girerek durmuştur. O sırada yandaki kişi araba direksiyonunu tutmaya çalışmış olmalı… Frene basamayacağı için karlı bölgede kırarak durmayı hedeflemiştir. O sırada sağ eldeki silahı atıp iki eliyle direksiyonu çevirmiştir. El frenini kullanmıştır. Bu arada iki eline gayri ihtiyari birbirine değmiş ve barut izini bulaştırmış olabilir. Direksiyon ve el freninde de barut izi aranmalıydı. Behçet Oktay emniyet kemeri takmıyordur. Arabanın kara saplanması sırasında ileri geri göğüs kafesini çarpmış olabilir. Bu esnada kırıklar oluşmuştur. Araba durduktan sonra Behçet Oktay`ı dışarıya çıkarırken her iki elinden tutmuştur. Dolayısıyla Behçet Oktay`ın da eline barut izi bulaşmış olabilir. Bu taşıma esnasında ölümden sonra oluşan kırıklarda kolayca oluşabilir. Çünkü kırık kaburgalar sürüklenme sırasında yeni kırılmalar meydana gelebilir. Bu normaldir çünkü kırıklar kaburganın tümünde dengeyi bozmuştur. Diğerlerinin kırılması kolaylıkla tetiklenebilir. İntihar süsü vermek istediği için arabanın anahtarını dışarıya alıp sanki dışarıda Behçet Oktay sağ eliyle kafasına sıkmış gibi bir senaryo düşünmüştür. O sırada anahtarı orada bırakmıştır. Karlı zemin üzerinde kan bulunmalıydı. Eğer yoksa iddia edilen kürekle zeminin temizlenmesi söz konusudur. Demek ki Behçet Oktay tümüyle karlı zemine taşındı. Arada karsız otoyol yoktu. Yoksa kan lekeleri karsız otoyola yapışmış olmalı ve kürekle çıkarılamazdı. Asıl araştırılması gereken bu Halil Kesici kimdir? O iddia edilen kürekle izleri yok eden polisler kimin polisleridir? Halil Kesici ile bağlantıları nedir? Ergenekon davalarıyla ilgili Behçet Oktay ne biliyordu? Onun bildiği hangi istihbari bilgi tertibin mühimmat kazılarının senaryo olduğunu mu açığa koyuyordu? Örneğin şu bir emniyet müdürünün sahte Balyoz belgesi yazması ile ilgili Behçet Oktay ne biliyordu? Emniyet içinde düzmece belge üreten merkezin kayıtlarına mı ulaşmıştı? Bu olay kesinlikle aydınlatılmalıdır. Ama hangi polisle, savcıyla yapılacak? Artık Türk yargısı bitmiştir! Bugünde gördük. Yargı ABD ve AKP yargısıdır. Zaten böyle bir oluşumun adına da yargı denmez! Bütün karanlık odaklara lanet olsun! Ama hesap verecekler. Bunu da sakın unutmasınlar. Gün gelecek tüm işin içinde olanlar Türk yargısı tarafından bu yaptıkları zulümler için yargılanacaklardır. YİNE SON SÖZÜ BAĞIMSIZ TÜRK YARGISI SÖYLEYECEKTİR.
1) Kemalizm`in sistem önerilerini vermeden önce Sonar`ın ve diğer yüksekten atan uyduruk anketlere bir çift lafım var. Sonar`da dahil küresel faşistlerin güdümündedir. Sonar artık güvenilir bir yönetime sahip değildir. Bunu uzun zamandır düşünüyorum. Orada tuhaf durumlar var. AKP`nin iktidarda kalması bu köhnemiş dünya düzeninin sürmesi için gereklidir. Karşımızdaki güç acımasız, gaddar, satılmışlar ordusundan oluşuyor. İmamın orduları ve AKP birer paravan şirket gibidirler. Dolayısıyla bu kokuşmuş ilişkiler ağının anketçileri de satılmışların en önde gidenleridir. Sonar`ın özellikle bir önemi vardır bu düzenbazlar için… İçimizdeki ajan gibidir Sonar! Özellikle Atatürkçülerin güvendiği bir isimle uyduruk anketleri vasıtasıyla toplumda yönlendirme yapmak istiyorlar. Bu karşımızdaki hainlerin kendi ikballeri için başvurmayacakları hile yoktur. ÖSYM sınavlarını dürüst yapamayan bir AKP var. Ve hala böyle bir partiye tapanlarda var! İşte alın size büyük bir çelişki daha… Kudursunlar AKP`nin oyları 25`ler de diyordum ancak TOPLUMSAL UYANIŞ BAŞLAMIŞTIR ARTIK! KORKSUNLAR BU KALLEŞ DÜZEN YIKILACAK. 20`ler de oyları bir süre daha gezinecek. Sonra uçurumdan aşağı yuvarlanacaklar. Tıpkı ANAP gibi tarihe karışacaklar. SONAR SAYGISINI YİTİRMİŞTİR. İTİBARINI KAYBETMİŞTİR. Yazık ki hayatta neyin önemli olduğunu anlayamamışlar. Bundan sonra onlara ne keyif verecek? PARA ile insan onurunu kazanamazsınız! UĞURLAR OLSUN. Böyle bozuk düzenin anket şirketleri de satılmış olur! Bu seçimlerle birlikte aynı zamanda bu kokuşmuş anket şirketlerini de tarihe gömmek şart olmuştur. BOZUK DÜZENİN ŞARLATANLARI ÇOK OLUR! Şimdi eğitim sistemi ve din konuları ile ilgili sağlıklı bir düzenin Laik sistem ile nasıl uyumlu hale getirilebileceğine bakalım. Bir kere zorunlu 12 yıllık eşit, parasız ve kaliteli ilk, orta ve lise eğitimlerinin müfredatlarını bilimsel yönden çok iyi düşünerek hazırlamalıyız. Bu müfredat hazırlanırken her konunun uzmanlarının bir arada toplanarak çeşitli komisyonlarda ayrıntılı bir biçimde en doğruya ulaşmayı amaçlamalılardır. Bu sistem öyle bir içerikle çocuklarımıza ve gençlerimize verilmiş olmalı ki zorunlu eğitimden sonra hangi üniversiteye girmek istediğinden emin olsun kararlı olsun. Bu ancak zorunlu eğitimi alırken kendilerini her aşamada çok iyi tanımaları ile ilgili bir durumdur. Hepsini hayata en iyi şekilde hazırlayabilmeliyiz. Bir kere bu müfredat çocuklarımıza ve gençlerimize sorgulamayı, araştırmayı sevdirebilmelidir. Düşünmenin, akıl yürütmenin ne kadar keyif veren bir beyinsel faaliyet olduğunu öğretip hissettirebilmeliyiz. Çocuklarımıza adam akıllı bir felsefi düşünme biçimlerini verebilmeliyiz. Günümüzde ve son 40-50 yılda Felsefe dersleri giderek önemsizleştirilmeye dersin saatleri kısaltılmaya çalışıldı. Neden? Çünkü kaderciliği ön plana çıkarmak istediler. Çocuklarımız ve gençlerimiz diktatör yönetimlerin kaderci anlayışlarını benimsesin diye düzenlemeleri yaptılar. Kaderciliği kabul eden bir insan sorgulamayı ve araştırmayı ne kadar isteyebilir ki? Her zaman önüne gelen şartları kabullenmeye razı edilmek istenmiştir. Toplumumuz bu yüzden geriye gitmiştir. Önce adam akıllı bir felsefe gurubu dersi müfredata sokmalıyız. Öncelikle bütün ders guruplarında not korkusunu bertaraf edebilmeliyiz. Yılda 2 defa yapılacak sınavlarla bunu başaramayız. Not verme sistemini daha fazla çeşitlendirmeliyiz. Yazılı, sözlü sınavların haricinde özellikle uygulamalar halindeki denemelere daha fazla yer verilmelidir. Bütün derslerin gerçek hayatla ilişkilendirilmesi yapılmalıdır. Gerekli sayıda o dersle ilgili doğada, iş yerlerinde, fabrikalarda vs… keşif gezileri düzenlenmelidir. Çocuklarımıza ve gençlerimize hem bireyselliğin hem de guruplar için de paylaşmanın ilkelerini öğretebilmeliyiz. Temel bilgileri verdikten sonra onlardan bu bilgiyi nasıl ne şekilde kullanabileceklerini sorgulamalarını istemeliyiz. Ders sadece öğretmenin anlatımıyla sürmemelidir. Sınıf ve keşif gezilerinde o ortamın içinde bütünüyle bir iletişim hali gerçekleştirilebilmelidir. Çocuklar düşünmenin ve tartışmanın keyfine varabilmelidir. Böyle bir ortamda not korkusu olmaz. Öğretmenler kesinlikle bu korkuyu yaşatmamak için ellerinden gelen gayreti göstermelilerdir. Bütün bu yaklaşımların başarıyla uygulanabilmesi için Felsefe gurubu derslerin önemi çok büyüktür. Mümkün olduğunca dersin saati artırılmalıdır. Verilme sistemi zenginleştirilmelidir.
2) Ayrıca spor faaliyetleri dışında beyinsel egzersizler için de bir ders gurubu tanımlamalıyız. Bunun içinde satranç eğitimi ve öğretimi mutlaka yer almalıdır. Bunun gibi zekâyı geliştirebilecek beyinsel aktivitelere yararlı olabilecek diğer oyunlarda bir arada bir ders gurubu olarak düşünülmelidir. Spor dersleri içinde de ayrı bir beyinsel spor gibi de düşünebiliriz. Demek ki yeni bir sistem olarak tek tek dersleri değil de ders guruplarını oluşturmayı dikkate alabiliriz. Bu şekilde çocuklarımızdaki kafa karışıklıklarını önleyebiliriz. Düzenli ve planlı bir bütünlük içinde eksiksiz eğitim ve öğretim sağlayabiliriz. Bu bedensel ve beyinsel spor aktivitelerinin saatlerini diğer yoğun eğitimlerin verildiği Fen, Matematik ders guruplarının aralarına serpiştirebiliriz. Bir sonraki yoğun düşünmelere bedenin ve beynin hazırlanması daha kolay olur. Tıpkı Felsefe gurubu gibi Psikoloji gurubu dersleri de çok özenle hazırlanmalıdır. Psikolojik yapısı kuvvetli insanları kolayca yıkamazsınız. Bu gurup dersler içinde birbiri ile ilişkili farklı ayrıntıların verildiği dersler yer alabilir. Cinsel eğitim bizim sistemimizde her zaman yetersiz şekilde çocuklarımıza verilmiştir. Bu cinsel eğitim derslerini psikoloji gurubu içinde yer verebiliriz. Psikoloji eğitimini en iyi şekilde almış uzmanların bu dersi Psikoloji gurubu içinde vermesi dersin zorluğunun giderilmesi açısından yararlı olacaktır. Çünkü bu dersi yalın bir şekilde vermek zor olabilir. Veriliş psikolojisini anlayan bir eğiticinin ve eğitim sisteminin oluşturulması gerekir. Hangi yaşta başlanması gerektiğine uzman eğitimciler kara vermelidir. Bu eğitimi vermemiz daha sonraki yaşamda karşılaştığımız cinsel suçların önlenmesinde çok yararlı olacağı kesindir. Her şey eğitimle kökten çözülebilir. Demek ki yetişkinlerde sapıklık derecesindeki kötü davranışları ve her tür tecavüzü temelden vereceğimiz eğitimle önleyebiliriz. Ayrıca küçük yaşlarda bir bozukluğu fark ettiğimizde onun düzeltilmesi daha kolaydır. Uzman eğitimciler bunu da fark edip çocuklarımızı incitmeden konunun uzmanı hekimlere yönlendirebilmelidir. O zaman burada bir nokta daha değer kazanıyor. Okullarımızla hastanelerimiz ilişki halinde olmalıdır. Genel sağlık sigortası kapsamında okullarda çocuklarımız ve gençlerimiz için yılın belli dönemlerinde her yönden sağlık kontrolleri yapılmalıdır. Bu şekilde ayrıca okullardaki şiddet olaylarının da önüne geçilebilir. Bir de okullarda ileri düzeyde zekâ ve yetenek sahibi çocuk ve gençleri tarama uzmanlarının oluşturduğu bir kurul kurmalıyız. Bu uzmanlar her okulda böylesi ileri derecede özel zekâya ve yeteneğe sahip öğrencileri bulabilmelidir. Bu çocuklarımızı parasız o ildeki özel sınıfların olduğu okullara yönlendirebilmelidir. Aynı okul içinde de her sınıfın düzeyinin aşağı yukarı aynı olabilmesini sağlamalıyız. Bunun için ayrı sınıflar oluşturmak bence doğru değil. Daha doğru olan aynı sınıf içinde geride kalan öğrencileri belirli iyileştirme programlarına çaktırmadan alabilmeliyiz. Sınıf içinde öğretmen her öğrenciyi çok iyi takip edebilmeli ve geride kalan öğrencilere yetişme şansı verebilmek için o dersin uygulama saatinde farklı düzeylerde eğitime tabi tutabilmelidir. Bu uygulama saatlerinde düzey farklılıklarını geç kalmadan verebilmek için bir öğretmen yetmeyebilir. Özel programları uygulayabilecek başka öğretmenlerde aynı sınıf için devreye girebilir. Ama dediğim gibi öğrenciler arasında bu hissettirilmemelidir. Onur kırıcı olmamalıdır. Amaç her öğrenciyi aynı ideal seviyeye getirebilmektir. Ana sınıflarından başlayarak belirli düzeylerde doğa ve çevre gurubu dersleride mutlaka müfredata girmelidir. Bu ders gurupları içinde bitki ve hayvanların korunmasına özel dersler mutlaka yerleştirilmelidir. Bu ders guruplarının keşif gezileri çok daha fazla yapılmalıdır. Çocuklarımızın ve gençlerimizin doğrudan temaslarını, iletişimlerini sağlayabilmeliyiz. Spor ile doğa, çevre gurubu dersleri birlikte planlanmalıdır. Özellikle keşif derslerinde gerektiğinde doğa sporları ile doğanın keşfi bir arada verilebilir. Hem doğayı tanıyıp hem zinde kalma öğretilebilir. Sanatsal ders gurupları da çok daha ciddiyetle ele alınmalıdır ki büyüdüklerinde sanat eserlerine tükürme ya da UCUBE deme densizliğinde bulunmasınlar. Sanat gurubu derslerinde resim, heykel, müzik ve el sanatları gibi farklı alanlarda eğitim ve öğretim yapılabilmelidir. Bu gurup derslerde de yine özel yeteneği olan öğrenciler takip edilmelidir. Hangi alanda daha yetenekli oldukları gözlenebilmelidir.
3) Uygulama dersleri içinde keşif saatlerinde sanatsal faaliyetlere götürülmelidir. Sosyal ve kültürel faaliyetlere katılımın önemi kavranabilir. Bu keşif saatleri için devlet ve o faaliyetin gerçekleştiği işletme arasında özel antlaşmalar yapılmalıdır. Belli bir gün ve saate yalnızca o sınıfa gösteri, performans, sergi faaliyeti uygulamalı ve ücretsiz olarak verilebilir. Tabi en başta ana sınıflarından başlayarak ATATÜRK ilke ve devrimleri sınıf düzeylerine göre planlanarak verilmelidir. Bu konuda yine ders gurubu olarak düşünülmelidir. Bu gurup içinde Cumhuriyet tarihimiz özel bir ders olarak ayrıntılı şekilde verilmelidir. Tarih gurubu dersleri ayrı olmalıdır. Ancak ATATÜRK ve Tarih gurubunun ortak dersleri olması da gerekecektir. Bunun çok iyi planlanıp gerçekleştirilmesi gerekir. Çocuklarımızın ve gençlerimizin ezberlemesini değil ATAMIZIN kişiliğini ve yaptıklarını çok iyi anlayabilmelerini sağlamalıyız. Ki ülkemizin geleceğini sağlam temeller üzerinde kurabilelim ve devamını sağlayabilelim. Böyle bir eğitimden geçirmek pek çok sorunun kökten çözüleceği anlamına gelir. Günümüze baktığımızda yaşadığımız çoğu sorunların yok olduğunu göreceğiz. Zamanın gönül rahatlığı ile ileri akmasını tam anlamıyla sağlayabileceğiz. Sağlıklı bir din anlayışının da verilmesini sağlamalıyız. Din gurubu derslerinin içinde biri zorunlu olarak düşünülebilir. Bence Dinler tarihinin bilimsel bir çerçevede zorunlu olarak verilmesinde yarar olabilir. Ama tabi uzmanların buna farklı bakış açıları getirmesi mümkündür. Bu derste dinsel eğitim verilmeyecek. Sadece tüm dinlerin ve inanç guruplarının nasıl doğduğu ve tarihsel gelişimleri anlatılabilir. Dinsel eğitim ve öğretimin verildiği ders gurupları ise seçmeli olmalıdır. Bu ders gurupları her inanç gurubu için ayrı verilmelidir. Çünkü birkaç ders saatine pek çok inanç sisteminin felsefesi verilemez. Dolayısıyla burada farklı inanç guruplarının eğitimini ve öğretimini yapacak öğretmenler hepsi için özel olarak yetiştirilmelidir. Daha sonra akademilerden bahsedeceğim. O akademilerde farklı inanç guruplarının din adamlarını yetiştireceğiz. Bu akademilere din gurubu dersleri verecek öğretmenlerin eğitimini de verebiliriz. Üniversitelerde yer alan din öğretmenliği bölümlerini bu akademilere kaydıracağız. Şimdi buna geçmeden çocuklarımız ve gençlerimiz için seçmeli din gurubu derslerine yeniden bakalım. İslam ve diğer dinlerde farklı mezhepler var. Unuttuklarım olabilir. Ancak ülkemizde yaşayan her vatandaşımıza bu konuda hizmet verebilmeliyiz. O vatandaşlarımızın çocukları zorunlu 12 yıllık eğitim hayatlarında seçmeli olarak kendi inancına özel din gurubu dersleri alabilmelidir. Bunları önce şöyle sınıflandırabiliriz. İslam, Hıristiyan, Yahudi gurubu din dersleri olarak önce ayırabiliriz. Sonra her gurup ders için mezheplere dönük özel dersler verilebilir. Örneğin; Sunni, Alevi, Caferi, Şafi gibi inanç guruplarının din eğitimin dersleri ayrı ayrı verilmelidir. Yine örneğin; Süryanilik, ermeni kiliselerinin anlayışına uygun inançların dersleri de ayrı verilmelidir. Bu her inanç gurubunun derslerinin öğretmenleri akademilerde özel olarak yetiştirileceklerdir. Bu seçmeli din dersi guruplarından biri de özel olarak her inanç gurubunun kutsal kitaplarının öğretiminin yapıldığı dersler olmalıdır. Örneğin; Kuran-ı Kerim, İncil, Tevrat gibi kutsal kitapların öğretimi yapılabilir. Bu kutsal kitap öğretimlerini ya akademi de yetişecek din adamlarınca ya da din öğretmenlerince yapılabilir. Hangisinin uygun olacağına uzmanlar karar versin. Bu durumda her devletimizin okulunda bu seçmeli din dersleri dönem öncesinde talepler alınarak verilecektir. Örneğin Kuran-ı Kerim öğrenimi kursları sadece bu okullarımızda verilecektir. Başka hiçbir yerde cemaatlerin ellerindeki özel kurslar olmayacaktır. Devletin özel kurslar düzenlemesine de gerek kalmayacaktır. Devlet okullarında isteyen çocuklarımıza ve gençlerimize akademilerde çok iyi eğitim almış öğretmen ya da din adamlarınca kutsal kitap öğretimleri verilecektir. Bence ülkemiz vatandaşlığında bulunan İslam dini dışındaki inanç guruplarına sahip insanlarımızın dini eğitimlerini yine okullarımızda sadece biz seçmeli olarak vermeliyiz. Bu dersleri de yine akademilerde bu inanç gurubunda yetişmiş din adamları ya da din öğretmenlerince verilebilir. Akademilere gelelim. Her inanç gurubunun din adamlarını ve okullarda din gurubu derslerine girecek öğretmenleri yetiştireceğiz. Üniversitelerdeki din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlik bölümlerini bu akademilere kaydıracağız.
4) Burada Ahlak bilgisi derslerini din derslerinden ayrı tutmalıyız. Sadece din gurubu dersleri olarak vermeliyiz. Dinler zaten kendi içinde ahlaklı ve dürüst olmayı hedefler. Dini inançları olmayan kişiler içinde ahlak bilgisi dersleri ayrılmalıdır. Ayırmasak baştan insanları ayırmış oluruz. Dini inancı olmayan kişileri ahlaksız olarak istemeden de olsa yaftalamış oluruz. Ahlak bilgisi derslerini spor ve kültür gurubu dersleri içinde verebiliriz. Ayrıca her gurup içinde o derse özel temelde ahlaklı ve dürüst olmayı öğütleyen üniteler yaratabiliriz. Tekrar din adamlarının ve öğretmenlerinin yetiştirildiği akademilere dönelim. Bu akademilerde İslam, Musevi, Hıristiyan ibadethanelerinde görev alacak din adamlarını yetiştireceğiz. Tabi yine her dinin mezheplerinin inanç guruplarının din adamlarını özel olarak yetiştireceğiz. Örneğin; Alevi dedelerini bu akademilerde yetiştireceğiz. Diğer inanç guruplarının da eğer özel din adamları varsa onlarında bu akademilerde o inanç gurubuna göre yetiştirilmeleri sağlanacaktır. İmamlar ve hatipler bu akademilerde yetişip camilerde hemen işe başlamaları için atamaları yapılacaktır. Hıristiyan kiliselerinin, Ermeni kilisesinin, Yahudi Sinagoglarının din adamlarını da bu akademilerde yetiştireceğiz. Çünkü bizim vatandaşlarımızın hizmetini de biz yapmalıyız. Tabii ki bu yetiştirmelerde akademilerde görev alacak din adamları da o inanç gurubuna ait olacaktır. İlk başta bu eğitimleri mevcut o ibadethanelerde yetişmiş din adamlarından seçip görevlendirebiliriz. Daha sonra bu akademileri bitiren din adamlarının bir kısmı eğitici olarak o akademide öğretim üyesi olarak kalaklardır. Profesör unvanına kadar akademik kariyerini de devam ettirebilecektir. Dolayısıyla ülkemizde bulunan tüm ibadethanelerinin din adamlarının atamalarını diyanet yapacaktır. Diyanetin yapısına da sonra geleceğim. Ayrıca Alevilerin ibadethanesi Cem evleri ibadet yeri olarak tanınacaktır. Alevi dedeleri de bu akademileri bitirdikten sonra diyanet tarafından cem ibadethanelerine atanacaklardır. Diğer inanç guruplarının da aynı şekilde din adamları kendi ibadethanelerine diyanet tarafından atanacaktır. Süryaniler, Caferiler vb tüm inanç gurupları arasında ayrım gözetmeyeceğiz. Burada ruhban okullarının açılmasına gerek olmayacaktır. Her vatandaşımız zorunlu 12 yıllık eğitimi almak zorundadır. Daha sonra akademilerde ruhban okullarının hedeflediği dini eğitim zaten o inanç gurubunun din adamı adaylarına verilecektir. Kiliselerin özel mallarının devredilmesi diye bir şeye de gerek olmayacaktır. Çünkü nasıl ki tüm camilerin mülkiyeti devlete aitse ve o ibadethanenin din adamalarının atanması gibi yönetimsel aktiviteler de devletimizin kontrolünde ise tüm kiliseler, sinagoglarda devletimizin mülkiyetinde olacaktır. Bence mevcut düzen ulus devlet yapısı ile çelişiyor. Her iki tarafa da zorluklar çıkartıyor. Bu sistemle yine kökten çözüm getirilmiş olacaktır. Bizim topraklarımız da yurt dışı ile bağlantılı hak iddia etmeleri söz konusu olamaz. Dolayısıyla ekümenik gibi bir durum kabul edilemezdir. Bu anlattığım sistemde böyle bir şeye zorunluluk olmayacaktır. Çünkü örneğin; kiliseler birliği sadece ülkemiz içindeki kiliseler için geçerli olacaktır. Ancak dünyadaki kiliseler ile olacak diyaloglar tabii ki olabilir. Ancak bu bahsettiğim konular dışındaki iletişimler olacaktır. Yine bu konunun uzmanları ile enine boyuna tartışılmalıdır. Diyanet ise yine bu tüm inanç guruplarını aynı çatı altında ama birbirinden izole şekilde olacaktır. Her inanç gurubunun ayrı kolları diyanet içinde bulunacaktır. Diyanetin eş başkanları bu her bir inanç gurubunun başkanlarını içerecektir. Diyaneti bu eş başkanlar ve onların yönetim kurulları yönetecektir. Her bir eş başkanın ayrıca kendi kollarının yönetim gurupları da ayrı olacaktır. İstenirse genel yönetimle özel yönetime katılacaklar aynı kişilerde olabilir. Kısacası her inanç gurubu diyanette kendi kendini yönetecektir. Birlikte ama bağımsız olabilmeleri sağlanacaktır. Hem bu şekilde dinlerin birbirine karşı hoş görüleri çok daha fazla geliştirilebilecektir. Ülkemize huzur ve mutluluk gelecektir. Diyanet bütçesi yine devlet tarafından oluşturulmalıdır. Ben şimdi daha iyi anlıyorum. Diyanetin bu anlattığım şekildeki yapısı sayesinde özerk olmasına gerek olmayacaktır. Laik sistemle çelişirde olmayacaktır.
5) Çünkü devlet yöneticileri sadece diyanet ile ilişki halinde olacaktır. Sadece mali yönden kontrollerini yapacaktır. İdari yönetimi diyanete bırakacaktır. Diyanetteki eş başkanlar kendi aralarında seçimler yapacaklardır. Bu seçimlere ülkemizdeki her bir inanç gurubunun din adamları kendi içinde diyanet başkanlarını seçeceklerdir. Bu sistemle cemaat camisi diye bir kavram ortadan kalkacaktır. Tarikatlara, şeyhlere ve onların müritlerine özel camiler olmayacaktır. Bireysel özgürlükler kazandırılacaktır. Her inanç gurubu ayrımcılık olmadan her ibadethaneden yararlanacaklardır. Her ders gurubuna giremedim. Ama özellikle yeni anlayış getiren konuları anlatmaya çalıştım. Ayrıca her dersin temel ilkelerinden bahsetmeye gayret ettim. Sadece şunu eklemeliyim. Matematik ve fen gurubu derslerinden fazla bahsetmedim. Ancak çok önem vermeliyiz. Özellikle laboratuarlar son derece gelişmiş deneylerin yapılmasına olanak sağlayacak düzeyde ekip ve materyal içermelidir. Çocuklarımız ve gençlerimiz bu laboratuarlara girip deney yapmak için sabırsızlanabilmelidirler. Bu anlayışı tam olarak vermeliyiz. Ayrıca çok önemli bir ders saati daha olmalıdır. Her gün mutlaka 1 saat okuma saati olarak ayrılmalıdır. Hatta bu da bir ders olarak planlanmalıdır. Edebiyat gurubu dersleri içine alınmalıdır. Her okulumuzda mükemmel işleyen zengin bir kütüphane mutlaka olmalıdır. Hatta bu kütüphaneleri milli kütüphanelere bağlamalıyız. Onların sorumluluğunda profesyonel bir işletim gerçekleşir. Çocuklarımızın kitap ve gazete okuma alışkanlıklarını bu sistemle çok daha iyi kazandırabiliriz. Sonuç olarak; çocuklarımıza hayatı tüm varlıkları ile birlikte sevdirmeliyiz. KISACA ADAM OLMAYI ÖĞRETMELİYİZ.