ssk sorgulama
Kemalistler Kemalistler Haber Yorum Analiz

Geçen hafta ”Cumhuriyet” in iç sayfalarında ”Piskopos dövülerek öldürüldü” başlıklı küçük bir haber ve bir fotoğraf vardı. Haber şöyleydi: ”Guatemalalı insan hakları savunucusu Piskopos Juan Jose Gerardi ‘nin (72) geçen pazar günü başına beton parçasıyla vurularak öldürüldüğü bildirildi. Gerardi’nin, ölümünden iki gün önce ülkede 36 yıldır süren iç savaş sırasında yaşanan insan hakları ihlallerinin çoğunun ordu tarafından işlendiğini belirten bir insan hakları raporu yayımladığı belirtildi.” Fotoğrafta ise üstü açık bir tabut içinde dingin bir yüzle sırtüstü yatmakta olan piskopos ve tabutun çevresindeki kederli ziyaretçiler topluluğu görülüyordu…

Bu türden cinayet haberlerini ve fotoğrafları gözüme iliştikçe kesip sakladığım dosyamı çıkardım… Meksika’dan bir haber: ”Meksika’da uyuşturucu ticaretine karışanlara ve yönetim kademelerindeki yolsuzluklara karşı yazılarıyla tanınan gazeteci Benjamin Flores Gonzales öldürüldü.” Haberin üstündeki fotoğrafta, bir kaldırım köşesinde, çimento torbası benzeri bir şeylerin yanı başında, bir kan gölü içinde, yüzükoyun yatmakta olan bir ceset… Cesedin çevresinde birkaç izleyici, bir iki foto muhabiri…

Yine Meksika’dan, bir başka ve bu kez çok daha tüyler ürpertici bir haber: ”Meksika’da, ülkenin siyasal sistemini sarsan yolsuzluklara karşı verdiği mücadeleleriyle tanınan gazeteci çift, üç çocuklarıyla birlikte ölü bulundu. Polis kaynakları, yolsuzluklara karşı cesur yayınlarıyla tanınan Cuarto Poder dergisinin yayıncısı Fernando Balderas ve eşi Yolanda Figuera ile en büyüğü 18 yaşında olan 3 çocuklarının başlarından kurşunlanmış cesetlerinin evlerinde bulunduğunu bildirdiler. Figuera’nın uyuşturucu kaçakçısı Juan Garcia Abrego hakkında yazdığı kitap nedeniyle mafya tarafından öldürüldüğü sanılıyor.”

Gazete sayfalarını karıştırırken şöyle bir göz atıp geçtiğimiz, topluca ve dikkatle okunduklarında nasıl bir dünyada yaşadığımızı gözler önüne seren haberler, haberler, fotoğraflar… ”Hindistan’da sendikacıya suikast…” , ”Filipinler’de 1986′dan bu yana öldürülen 32. gazeteci…” , ”Güney Afrika’daki ırkçılık karşıtı eylemin önde gelen isimlerinden Steve Biko ‘yu 1977 yılında döverek öldüren eski polis memurları suçlarını itiraf ettiler…” , ”Kolombiya’da son on yılda öldürülen gazeteci sayısı 42…” , vb….

****

Amacım bütün bu cinayetlerin dökümünü yapmak ya da onları bir kez daha anımsatmak değil. Bu türden cinayetler ne yazık ki belleklerden silinemeyecek kadar çok ve sık. Katillerin kimliğini sorgulamak amacında da değilim; çünkü kim olduklarını, nerelerden desteklendiklerini, neye hizmet ettiklerini ve insanlık gelişiminin hangi basamağında bulunduklarını kendi ülkemizde yaşanmış ve yaşanmakta olanlardan çok iyi biliyoruz… Beni asıl ilgilendiren ve üzerinde uzun süredir kafa yorduğum soru, böylesine çirkefe batmış, acımasızlığın böylesine egemen olduğu ve hepsinden daha da kötüsü, kitlelerin böylesine yılgınlaştığı, duyarsızlaştığı, insanca değerlere böylesine yabancılaşılan bir dünyada, bazı insanların, çoğu kez tek başlarına, ölümleri pahasına, tüm bu pisliklere karşı mücadele gücünü nereden, hangi duygudan, hangi bilinçten aldıkları… Fanatik olmayan, yaşamın değerini ve biricikliğini bilen bilinçli bir insan, üstelik kendi kişisel yaşamıyla ilgili olmayan nedenlerle, ölümü neden, nasıl göze alabiliyor? Bu soruyu ben ”ölebilmek ahlâkı” kavramıyla yanıtlamak istiyorum…

****

Bu iki sözcükle tanımlamak istediğim, ”bir devrimci ölür bin devrimci doğar” türünden, iyimser ve oldukça yüzeysel bir sloganın içeriği değil… Mistik bir ahlâk anlayışı ya da sıradan bir özveri de değil… Öyleyse nedir?

Daha geniş kapsamlı, daha derinliğine bir duygu ve bilinç… İnsan tekinin biricikliğini bilmek ve önemsemek… Fakat bu insan tekinin aynı zamanda da, geçmiş, şimdiki zaman ve gelecekle, bütün bir insanlığın bir parçası olduğunu duyumsamak… İnsanca değerler tehlikedeyse, ”bütün” tehlikedeyse, tek başına var oluş çabasının nasıl anlamsız ve zavallıca bir çırpınış olduğunun bilincine sahip olmak… Böyle bir tehlike karşısında, bütün bir insanlığın hem organik hem ahlâksal anlamda bir parçası olunduğunun bilinciyle kendi kişisel yaşamını feda etmeyi göze alabilmek… Sanıyorum ki böyle bir açıdan bakıldığında ölüm gerçekten küçülmekte, cinayet zavallılaşmakta, ve böyle bir ”ölebilmek ahlâkı” , insan olmaya her türlü slogan ya da mistik duygunun üstünde bir yücelik ve soyluluk kazandırmaktadır…

Ataol Behramoğlu
09 Mayıs 1998

Kemalistler (Kemalistler), altında lisanslanmıştır..Sitedeki bütün yazıların telif hakkı yazarlarına aittir. Siteden alıntılanacak kopyalanacak her içerik için buraya bağlantı vermeniz ise etik bir yöntem olacaktır. Kemalistler.
Eklenme tarihi: 09/05/98 - 12:23
Kategorisi: Genel
Etiketler: ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

BİZİ TAKİP EDİN
UĞUR DÜNDAR
NECATİ DOĞRU
MUSTAFA MUTLU
ARSLAN BULUT
CÜNEYT ARCAYÜREK
MEHMET ALİ GÜLLER
ALİ ERALP
ORHAN BURSALI
MUSTAFA BALBAY
güncel