ssk sorgulama
Kemalistler Kemalistler Haber Yorum Analiz

Ergenekon davasının seyriyle ilgili şöyle bir benzetme yapmıştım:

Bu dava, ilerledikçe uzayan bir yolculuğa benziyor. Diyelim ki; İstanbul’dan Ankara’ya gidiyorsunuz. Git git, bir tabela; Ankara 200 km. Basıyorsunuz gaza, git git bir tabela daha; Ankara 250 km.

Bu benzetmeyi şu nedenle yapmıştım:

Duruşmalar yapıldıkça, savcılık, mahkeme heyeti çeşitli kurumlardan yeni bilgiler-belgeler istiyor, kimi olayları bu dava kapsamında değerlendirmek üzere dosya getirtiyor.

Saptamamızın doğruluğu 20 Ağustos Cuma günü bir kez daha kanıtlandı. Mahkeme heyeti, AKP’ye ilişkin 2008 yılında açılan kapatma davasının tüm dosyalarının Anayasa Mahkemesi’nden istenmesine karar verdi.

Bu gidişle davanın klasör sayısı üç haneli rakamlardan dört haneli rakamlara çıkacak…

***

Mahkeme heyeti dava sürerken elbette yeni deliller toplayabilir. Ancak Silivri’deki gidiş, dava yolda düzülür örneği, davanın giderek başlangıç noktasından çok farklı bir zemine kayacağını gösteriyor. Belki başlangıçta zemin belli değildi, yeni yeni oturtacak yer arıyorlar!

Silivri’de yargılananların…

Suç tarihleri belli değil…

Neyle suçlandıkları net değil…

Suçlamalarla deliller arasında bağ yok…

Üyesi oldukları iddia edilen örgütün varlığı belli değil…

Bütün bu belirsizliklerin üzerine yeni dosyalar eklenecek…

Eklensin, ona da itirazımız yok ama durumu netleştirecekse, dava sürecine açıklık getirecekse…

Eğer AKP kapatma davası da Ergenekon’la ilişkilendirilecekse ortaya şu sorular çıkmıyor mu:

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da mı Ergenekon’a bağlı?

Anayasa Mahkemesi ile Ergenekon arasında organik bir ilişki mi var?

***

Mahkeme üyeleri, sanıklara yönelttikleri sorularda da yelpazeyi sınırsız tutuyorlar. Bunun getireceği olumsuzluk, belirsizlik anımsatıldığında şu karşılığı veriyorlar:

- Biz gerçeği arıyoruz!

Hayır… Gerçek böyle aranmaz. Bu, gerçeği aramak bir yana, herkesin her türlü yorumu yapmasına ortam hazırlayacak bir bulanıklık doğuruyor.

Silivri, özel yetkili mahkemelerin (ÖYM) bir prototipi, simgesi haline geldi. Bu simge aklımıza şu soruyu da getiriyor:

Eskiden Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM) vardı. Konu devletin güvenliği olunca bu mahkemeler kendilerinde pek çok hakkı görürlerdi. Bu da ciddi eleştiri konusu olurdu. DGM’ler kaldırıldı. Acaba ÖYM’ler de şimdi fiilen Hükümet Güvenlik Mahkemeleri olarak mı işlev görüyor?

İşte 12 Eylül’deki ikilem bu. Böylesi sınırsız, sorumsuz yetki kullanımları hükümet eliyle kural haline gelsin mi, gelmesin mi?

Buna hayır demek bir demokrasi görevidir.

Bir insan yaşamı boyunca suç işlemeyeceğine dair söz verebilir ama hiç yargılanmayacağına dair söz veremez. Bir gün beklemediği anda, beklemediği suçlamalarla karşı karşıya kalabilir. Tanrı o gün hiç kimseyi bugünkü ÖYM’lerin karşısına çıkarmasın. Sanki mübareklerin açılımı şu:

Öldüresiye Yargılama Mahkemesi!

Mustafa Balbay
31 Ağustos 2010

Kemalistler (Kemalistler), altında lisanslanmıştır..Sitedeki bütün yazıların telif hakkı yazarlarına aittir. Siteden alıntılanacak kopyalanacak her içerik için buraya bağlantı vermeniz ise etik bir yöntem olacaktır. Kemalistler.
Eklenme tarihi: 31/08/10 - 10:23
Kategorisi: Genel
Etiketler: ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

BİZİ TAKİP EDİN
UĞUR DÜNDAR
NECATİ DOĞRU
MUSTAFA MUTLU
ARSLAN BULUT
CÜNEYT ARCAYÜREK
MEHMET ALİ GÜLLER
ALİ ERALP
ORHAN BURSALI
MUSTAFA BALBAY
güncel