ssk sorgulama
Kemalistler Kemalistler Haber Yorum Analiz

Türkiye’de merkez sağ kitle partileri, DP’den bu yana, dinci oylara sahip çıkmak, bunların oylarını ürkütmemek kaygısıyla Atatürk ‘e karşı yazık ki mesafeli davranmışlar, çok kez laiklik ilkesini gözardı ederek dindarlık adı altında, şeriat devletini özleyen gruplara ödünler vermişlerdir. 1923′ten 1945′e, Atatürk devrim ve ilkelerine bağlı kuşaklar yetişmiş olmakla beraber şeriat yanlısı kuşak ve etkisindekiler de kaybolmamıştır. Böylece, bir yandan Atatürk ilkelerine bağlı olanların sayısı artarken, öte yandan genellikle iktidarı ellerinde tutan merkez sağ partilerin bu ödüncü tutumlarıyla irtica da yeşerme ortamı bulmuştur. İrtica akımı Atatürk’ü ve laikliği din düşmanı ilan etmiş ve bu yanlış propaganda noksan eğitimli gruplar içinde etkili olmuştur.

Merkez sağ partilerin Atatürk’e karşıt tutumları karşısında Atatürk ilkelerinin ve laikliğin savunmasını geleneksel olarak CHP ve merkez sol partiler üstlenmişlerdir. Fakat, 1945 ve 1950 seçimlerini izleyerek bu partilerin iktidarı alabilmeleri uzun süre mümkün olamamıştır. Bu da irticanın gelişmesine uygun ortamı devam ettirmiştir. Buna 1983′ten sonra, ANAP’ın ilk yılları da dahildir.

Merkez sağ partilerin kültürel ve siyasal yönü Atatürk’e karşıt ya da mesafeli olmak gibi, çok yanlış raylara oturmasına karşın, savundukları ekonomik rejimde özel teşebbüsün ve özel yabancı sermayenin teşvikine öncelik vermekteydiler. Bu partiler Türkiye’nin NATO üyeliğini gerçekleştirmişlerdi ve AET (bugünkü AB) üyeliğini hedef kabul etmekteydiler. Buna karşı, merkez sol partiler ekonomide devlet müdahale ve denetimine ağırlık vermişlerdir.

Merkez sağ ve merkez sol partilerin bu farklı kültürel ve siyasal felsefeleri karşısında savundukları farklı ekonomik rejim, büyük bir seçmen kitlesi açısından ciddi bir ikilem yaratmıştır. Atatürk devrimlerine ve laikliğe bağlı olmakla beraber ekonomik rejim olarak özel teşebbüsün teşvikini tercih eden seçmenler, şeriat devleti tehlikesi uzak göründüğü sürece merkez sağ partilere oy vermişlerdir. Fakat bu partilerin Atatürk’e ve laikliğe karşıt kültürel ve siyasal yönleriyle çelişkiye düşmüşlerdir.

Bugün dahi merkez sağ partiler; bölünmüş olmaları, iktidarları dönemlerindeki yolsuzluklar ve ehliyetsizlik gibi ciddi sorunlar bir yana, Atatürk’e ve laikliğe karşıt tutumlarını devam ettirmektedirler. Nitekim, ANAP irtica ile mücadelede parti içindeki ‘muhafazakâr’ (hatta gerici) kanat yüzünden direnmiş ve mücadeleyi en son ve kritik anda göze almıştır. DYP ise, eski RP’den dinci oyları toplayacağı hayali içinde, muhalefet olarak irtica ile mücadelenin karşısına dikilmiş bulunmaktadır.

Oysa bugün merkez sağ partilerin Atatürk devrimlerini ve laikliği benimsemeleri ve irtica ile köklü bir mücadele vermelerinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yaşamı ve sağlıklı gelişmesi için gerekli yol olduğunda kuşku yoktur. ‘Devlet adamlığı’ bu yolun seçilmesini zorunlu kılmaktadır. Fakat aynı yol, merkez sağ partiler için bugün ‘politikacı’ olarak, ya da parti çıkarları açısından da yararlıdır. Çünkü bugün bir merkez sağ partinin irticaya ödün vermesi halinde şeriat devleti yanlılarının oylarını almaları mümkün değildir; bu oylar RP’nin devamı olan FP’ye gidecektir. Şeriat devleti yanlısı olmayan dindar halkın oylarına gelince, konunun son günlerde kamuoyu önünde tartışılarak açıklığa kavuşması nedeniyle, merkez sağ bir parti bu oyları laiklik ilkesi çerçevesinde RP ve FP’den kendisine çekebilir. Atatürk ilkelerine ve laikliğe bağlı seçmen gruplarına gelince, bunların bir bölümü ekonomik rejim tercihine uyarak merkez sol partilere, bir bölümü de merkez sağ partilere yönelebilir. Kısaca, irtica ile samimi ve ciddi bir savaşım (mücadele) bugün ve gelecekte merkez sağ partilerin oylarını arttırır.

O halde, yeni seçimlere kadar Anasol-D hükümetinin irtica ile başarılı şekilde mücadele edebilmesi için temel koşul olarak merkez sağ partiler, DYP yan çizdiği takdirde tek başına ANAP, Atatürk devrimlerini ve laikliği kesin biçimde benimsemelidir. İrtica ile mücadele için getirilen yasaklar, denetimler ancak bu takdirde etkin biçimde uygulanabilir.

Anasol-D hükümetinin sekiz yıllık zorunlu ilkeğitimi getirmesi, imam hatip okullarının, öğrenci yurtlarının, Kuran kurslarının, ayrıca camilerin denetimi ise uzun vadede irtica akımının azalmasını sağlayacak, yeni kuşakların bu ağa düşmeleri önlenecektir. Eğitim, irtica ile savaşımın en önemli temel koşuludur.

Nihayet, yeniden tepki oylarının yaratılmaması, oyların yine radikal partilere, bu arada FP’ye kaymaması için üçüncü temel koşul, Anasol-D hükümetinin ekonominin idaresinde, enflasyonun önlenmesinde, yolsuzlukların önünün alınmasında, bölgesel ve kişisel gelir farklarının azalmasında başarılı olması, ehliyetli bir idare göstermesi ve bu alanlarda somut sonuçlar alabilmesidir.


Prof. Dr. Mükerrem Hiç
İÜ İktisat Fakültesi

Kemalistler (Kemalistler), altında lisanslanmıştır..Sitedeki bütün yazıların telif hakkı yazarlarına aittir. Siteden alıntılanacak kopyalanacak her içerik için buraya bağlantı vermeniz ise etik bir yöntem olacaktır. Kemalistler.
Eklenme tarihi: 08/05/98 - 11:37
Kategorisi: Genel
Etiketler: ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

BİZİ TAKİP EDİN
UĞUR DÜNDAR
NECATİ DOĞRU
MUSTAFA MUTLU
ARSLAN BULUT
CÜNEYT ARCAYÜREK
MEHMET ALİ GÜLLER
ALİ ERALP
ORHAN BURSALI
MUSTAFA BALBAY
güncel