“AKP’nin nükleer santraldaki ısrarı nedendir?” diye sorunca Elektrik Mühendisleri Odası Başkanı Cengiz Göltaş’ın yanıtı şöyle oldu:
“Rusya ile yapılan anlaşmada, santralın Rus şirketi tarafından yapılacağı bağıtlandı. Ancak, Rus şirketin Türkiye’de yan şirketler, ortaklıklar kuracak. Açıkçası, AKP çevresinde kümelenen kimi şirket gruplarının nemalandırılması söz konusu.”
Tüp gaz patlaması ile nükleer sızıntıyı aynı kefeye koyanların derdi buymuş meğer. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da geçen hafta grupta konuya değindi zaten:
“Akkuyu’da yapılmak istenen santral Ecemiş fay hattına 25 kilometre uzaklıkta. Yer lisansı bundan 38 yıl önce alınmış. Aradan geçmiş 38 yıl. Teknoloji gelişti, bilim gelişti, insan bir daha bakar nedir, ne değildir, buraya kurulur mu, kurulamaz mı diye. Niye yaparlar buraya? Nedeni şu: Samsun’dan Ceyhan’a petrol gelecek, orada bir rafineri kurulacak, o rafineri kime ait? Bizim Çalık’a ait değil mi? Acaba bunun bedeli bu mu? Senin bir yandaşın rafineri yapsın diye bütün Türkiye’yi bu kadar riskin altına atmaya değer mi?”
Aday Yaratma
CHP Van İl Başkanı Halil Kartal, aday olmak için il başkanlığından istifa etmişti. Van 1. sırayı bekliyordu. Duydu ki, kimi genel merkez yöneticilerinin çabalarıyla Van Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Zahir Kandaşoğlu kendisine rakip edilmiş.
2007 seçimlerinde AKP’den aday olmak için odadaki görevinden ayrıldığı bilinen Kandaşoğlu’nun adaylığı, Halil Kartal’ın canını sıkmıştı. Kardeşlerini alıp Ankara’ya geldi, parti yöneticileri ile temas olanağı aradı.
Görüştü mü, görüşmedi mi, öğrenemedik. Ancak, Van’daki durumu yakından izleyenler dedi ki:
“CHP’ye sahip çıkanlar, partili olanlar bir yana itilirse, gelecekte işimiz çok zor…”
Bir Bilen
Hangi parti yöneticisi, iki genel başkan yardımcılığı odasını birden danışmanı ile birlikte kapladı? Hangi yöneticinin 33 danışmanı var? Hangi yönetici, Ankara’nın en gözde otellerinden birini yardımcıları için kapattı?
CHP’nin baş karar vericilerinden Gürsel Tekin’e soralım bir, bilir belki…
Artist
AKP aday adayları: Mafyaya bulaşmış türkücü İbrahim Tatlıses, cemaatçi gol kralı Hakan Şükür, hop orada zıp burada futbolcu Tanju Çolak…
Bugün yerinde yeller esen ANAP da sona doğru yaklaşırken artistlerden medet umar olmuştu.
Haber Değil mi?
Mektup, değerli bilim insanı Prof. Dr. Orhan Öztürk’ten geliyor:
“19 Mart gecesi, CNN Türk’te Cüneyt Özdemir’in 5N1K izlencesini izlemeyi düşündüm. Güncel konular Japonya’daki nükleer tehlike, Akkuyu nükleer santral projesi, Tayyip Erdoğan’ın Rusya’ya giderken eve alınan bir tüp gazdaki risk ile nükleer santral riskini karşılaştırmış olması idi. Cüneyt Özdemir’in biri bayan iki uzman konuğu vardı. Özdemir, konuya Başbakan’ın sözleriyle başlayarak nükleer risk konusunu önce bayan uzmana sordu. Bayan uzman böyle bir karşılaştırmanın akıl almaz olduğunu söylemeye başlamışken daha cümlesini tamamlamadan ekranda birden kesilme oldu, başka haberler ya da reklamlar araya girdi. Ardından Uğur Dündar’ın birkaç gün önce Star TV’de yaptığını sandığım bir röportajı yer aldı. Saat 21.00’e dek süreceği duyurulmuş olan izlence tümden silinmişti. İşin ilginç yanı, kanımca bu çok önemli sansür olayı TV’lerde, gazetelerde hiç haber olmadı. Yanı sıra, Japonya’daki nükleer tehlike, Akkuyu projesinin tartışılması da tümden medyanın gündeminden silindi. Ne dersiniz? Bunlar artık haber niteliği taşımıyor mu?”
Ortam dinleme gibi, telefon dinleme gibi başka sızıntılar varken bunlar haber değil artık hocam…
ÖDÜL ÇELİŞKİSİ
Muhbir ile muhabir arasında, yalnızca bir harflik değil, çok kalın bir ayrım vardır.
Edindiği bilgileri, elde ettiği belgeleri, haber kaynaklarını bir gazeteci, namusu bilir. O bilgi, belge ve kaynakları yalnız ve yalnızca haber yazmak için kullanır. Kimseye vermez!
Örneğin, gazetecilik adına edindiği bilgileri soruşturulsun diye savcılığa ya da emniyete iletmez. Gazeteci haberini yazar, gerisine karışmaz. Haberdeki temaya ilişkin soruşturma açmak ya da açmamak, o soruşturmaya ilişkin belge ve bilgileri edinmekse ilgili kurumların sorumluluğundadır.
Bunları niye mi anımsattık?
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti; yöneticileri ve muhabirleri soruşturmaya uğrayan “Odatv”ye “internet gazeteciliği” alanında verdiği ödülü askıya almış. Öbür yanda, gazetecilik için edindiği bilgileri bavulla savcılığa teslim etmiş olan Mehmet Baransu’ya verilen ödül ise geçerliliğini sürdürüyor…
İstanbul Açılımı
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Diyarbakır’dan aday olmayacakmış. Duyduğumuz kadarıyla iki gerekçesi varmış:
1- CHP’nin Diyarbakır’da yeterli oyunun olmaması. 2- Deniz Baykal’a yakın Mesut Değer’in kendisine bu ilde karşı çıkması.
Sezgin Tanrıkulu, bu yüzden büyük olasılıkla İstanbul’dan aday gösterilecekmiş.
Biliyorsunuz, Tanrıkulu, CHP’nin Kürt açılımının önde gelenlerinden. Öyle anlaşılıyor ki, açılımı İstanbul’daki Kürtler üzerinden başlatacak… Zaten kendisi partiye Şişli’den üye olmuştu.
Işık Kansu
28 Mart 2011