İsmet Paşa’nın çok yakınında yaşamış olanlardan biri olduğum için, içim kan ağlıyor. CHP’nin bugün nasıl hile ve desise ile ele geçirilmesini değil, Atatürk ve İnönü’nün partisinin bu hale getirilmesine gönlüm razı olmuyor, olamıyor:
Eski CHP’liler beni yakından tanırlar: Deniz Baykal 40 yıllık arkadaşım olmasına karşın, Sultanbeyli’de kara çarşaflı kadınların yakasına bir emri-i vaki ile CHP rozeti taktığında nasıl tepki göstermişsem, bugün CHP Meclisi’nin bir üyesi ve Cumhuriyet’in Başkenti Ankara’dan milletvekili seçilmek için aday olan birinin “Cumhuriyet’in kaldırdığı tekke ve zaviyelerin, dergah ve tarikatların ihya edilmesini, onların aslında bir kültür yuvası olduğunu” söylemesine öyle davranıyorum. Eğer CHP’nin tabanı bu vahim olayı hoşgörü ile karşılıyor ve kendi geçmişini redd-i miras ediyorsa kendileri bilir. O zaman ne denilebilir ki: “Gaflet ve dalalet”
Oysa büyük İnönü kurulan yeni devrimci düzen için şöyle demişti:
“En önemli olan din istismarıdır. Türk’ü Türk’e, Müslüman’ı Müslüman’a düşman eden, din istismarıdır. Bugünkü iktidar din sömürmesini daha kırıcı, daha yaygın, vatanı sarsıcı bir şekilde kullanmaktadır…” Sonra- sanki bugünleri görür gibi- devam etmişti:
“Şimdi dinleyin: Bu adamlar ne yapacaklar dikkat edin. Din taraftarı ama söylemiyor. Başbakan söylemiyor… Açıkça söyleyin Said-i Nursi tarikatına sapmışlardır. bunların adına Nurcu denir. Milletimiz din savaşına sürüklenmek isteniyor. (İsmet İnönü- Söylev ve demeçleri- sayfa 261-262- Ulus Gazetesi 2-6-1966)
İsmet Paşa 1966′da Eskişehir’de bunları söylemişti.
Yeni partinin başındaki önce “27 Mayıstan utanıyorum” dedi. Sonra “Türbanı biz çözeceğiz…” 2011 yılının Nisan ayında CHP Parti Meclis Üyesi ve Ankara Milletvekili adayı tekke ve zaviyelerin bir ilim irfan yuvası olduğundan söz ediyor. Nerede ediyor? Fethullahçı ZAMAN Gazetesi’nde!
Peki bu partinin başındaki zat, ne yapıyor?
CHP’nin tüm geçmişini, geçirdiği devrimleri, bilmediğinden, hatta Ecevit’in Sosyal Demokrasi’ye geçişini okumadan, incelemeden, sessiz ve AKP’nin yandaşı olmak görevini kemal-i nezaketle ve dinin yanına CHP’nin tarihini sorgulamak gibi bir kararını ekleyerek oy toplamaya çalışıyor. Kimlerden, Neoliberallerden, emperyalistlerin yandaşlarından ve elbette irticadan…
Baştan kokan balık
İsmet Paşa’yı tanımıyor, onun ötesinde Mustafa Kemal’i de içine sindirememiş Dersim’i kucaklayarak eş başkana hem arka çıkıyor, hem de kayıkçı kavgasını halka yutturuyorum sanıyor… Kendisine gösterilen doğru ve gerçekçi yolları dinlemiyor ve sanıyor ki; bu yol başarıya götürür.
Ankara DTC fakültesinin duvarına kazınmış bir cümle hala orada: “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” diyerek yola çıkmış ve bugün birbirinin gözünü oyacak hale gelmiş bir ümmetten bağımsız bir devlet ortaya çıkarmıştı. Ya sen ne yaptın bu vatan için nutuk söylemenin ötesinde?
Partinin seçim beyannamesine “CHP: ABD karşıtlığını önlemek görevimizidir” sözlerini koyuyor ve hakikatleri araştırma komisyonu -ilk dile getiren PKK’nın başıdır- kurulması için çalıştığını söylüyor. Partisi içinde ne kadar deneyimli ve Atatürkçü ve eski CHP’li varsa onları listeden atıyor ve onların yerine Said-i Nursi’nin veliahtının adamlarını, Dünya Bankalı Derviş’in yandaşlarını, sermaye gruplarının temsilcilerini, etnik bölücülerin avukatlarını dolduruyor ve Tunceli demeye dili varmıyor, Dersim diyerek, Türkiye’deki özel girişimcilerin ya da işbirlikçilerin safına geçiyor.
İşin açığı şudur CHP’liler:
Partiniz elinizin altından kayarken, sizin babalarınızın dedelerinizin kan ve göz yaşı pahasına kurdukları Cumhuriyet, İsmet Paşa’nın 1966 yılında söylediği gibi devrimleri ile, birlikte yok oluyor.
Hala mı, “Canım oyları bölmeyelim de AKP tek başına iktidar olmasın” diyeceksiniz?
Kars’ta İnsanlık Abidesi’nin boynuna ip, sanatçı Bedri Baykam’ın karnına hançer sokuluyor, Anayasa’nın 174. maddesi yok sayılıyor ve siz hala…
Siz CHP’yi yok saysanız bile biz işin takipçisiyiz. Hem de adım adım, inatla sabırla ve devrimcilere inanarak…
Kurtul Altuğ
28 Nisan 2011
Aydınlık