Meclis kilitlendi, anahtar RTE’de diyen gazete manşetinin eksik bir yanı var. Kilidi ancak iki anahtar açabilir.
Bir anahtar RTE’de ise diğer bir anahtar CHP Genel Başkanı’nda!
Soruna çözüm elbette çoğunluk partisinin tutumuna bağlı ama; yasalara, toplumsal gerçeklere aykırı düşmeyecek çözüm üretme sorumluluğu da CHP genel başkanında.
CHP’nin önerileri çözüme zaten gönülsüz olan AKP’yi zorlayacak. Bu, kesin!
Medyadaki haberlerden öğrendik. Bu gerçekten yola çıkan Kılıçdaroğlu, partinin hukukçu kurmaylarına tutuklu milletvekillerinin bir an önce tahliyelerini sağlayacak yasal öneriler hazırlamalarını emretti.
Meclis’te tören sırasında, CHP’nin yetkili kaynakları, medyaya; Türk Ceza Yasası’ndaki ilgili maddede tutukluluk süresinin iki yılı aşamayacağını içerecek değişiklik önerisi hazırladıklarını ve bu öneriyi ant içtiği için yasa önerme olanağı olan tek CHP milletvekili Oktay Ekşi’nin imzasıyla TBMM’ye sunacaklarını söyledi.
***
Bu bildirim ve RTE’nin “CHP öneri getirsin, bakarız” biçimindeki sözleri, çözüme yeşil ışık diye yorumlandı. Ama…
…sonraki saatlerde CHP’nin hukukçu kurmaylarından kurulu komisyonun söylenen içerikteki yasa önerisiyle ilgili çalışmaları -gerekçesi bilinmeyen bir nedenle- durdurduğu açıklandı.
Parti yetkililerinin kuliste, gazetecilere söylediğine göre, çalışmalar Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in, genel başkanlarını ziyareti nedeniyle durduruldu.
Bu gerekçe mi hazırlıkların ertelenmesine yol açtı; yoksa Devlet Bakanı Hayati Yazıcı ile eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in açıklamaları mı neden oldu?
Yazıcı’ya göre; Balbay, Haberal ve Engin Alan’ın tahliyelerini sağlayacak yasal düzenleme ile örneğin hâlâ Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan, hakkındaki bir davadan hüküm giymemiş, Kandil’deki terörist başlarından Murat Karayılan da aday olabilir, milletvekili seçilebilirdi.
Sadullah Ergin ise aynı mantıktan yola çıkıyor; cinayet sanıkları Ogün Samast ile Alparslan Arslan’a parlamento kapısı açılacağını söylüyordu…
Bakanlardan ve AKP kanadından gelen benzeri söylemlerin etkisiyle CHP’nin duraksaması, bir olayın sırıtmasına neden oldu.
Genel başkan, TCY ile ilgili öneriyi Meclis’e vereceklerini gazetecilere açıklamadan önce, partinin baş hukukçusu, üstelik genel başkan yardımcısı Süheyl Batum’un AKP’den gelen sakıncaları daha önceden saptayarak genel başkanı uyarması gerekmez miydi?
Parti yönetiminde ön sırada görev alanların (örneğin Batum’un ) öncelikli görevlerinden biri, hatta başlıcası, genel başkanı kamuoyu önünde ve siyasal alanda terse düşecek durumlarından korumak değil midir?
***
Meclis’in açıldığı gün ilginç bir olay daha izlendi.
Dikkatlerden kaçtı. Gazete haberlerinde bir iki satırla geçiştirildi.
Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Meclis Başkanlığı konusunda Kılıçdaroğlu’ndan randevu almak için CHP Meclis Grubu yetkililerine veya genel merkeze başvurmadı.
Önce kime başvurduğunu kırk yıl düşünsem aklıma gelmez demeyin. Kim mi? İşte:
“Ankara Ticaret Odası Başkanlığı sırasında AKP’nin kapatılması davası sürecinde hükümet ile Genelkurmay arasında aracılık yaptığını” ve… “aracılık yaptığı tarafların zamanın Genelkurmay Başkanı Büyükanıt ile Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek olduğunu” -üstelik CHP adayı olduktan sonra- 30.5.2011 tarihli Hürriyet’te itiraf eden…
…CHP Ankara Milletvekili… Sinan Aygün!
Aygün’ü CHP’nin neden aday yaptığı uzun süre soruşturuldu. Kimileri Ankara esnafını çekmek için dedi. Kimileri TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’nun ricası diye yorumladı.
Oysa şimdi: Cemil Çiçek’in Aygün’ü randevu için aracı olarak aramasındaki neden ile… ola ki bir gün gözlerden uzak, ama bir aracı vasıtasıyla iktidarla temasa geçmek gerekebileceği olasılığını hesaplayan…
…Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun… Aygün’ün adaylığındaki ısrarı da anlam kazanmış olmuyor mu?
Cüneyt Arcayürek
30 Haziran 2011