ssk sorgulama
Kemalistler Kemalistler Haber Yorum Analiz

Şu sıralarda Silivri’de görülmekte olan bir dava var:

BALYOZ

Ergenekon’un diğer davaları da geride bırakacak şiddetle sürüyor. Tam da 27 Mayıs Devrimi’nin 51. yılında olup bitenlerin neyi hedeflediğini açıklamakta zorluk çekenlere ipuçları verecek biçimde ciddi gelişmelerin habercisi oluyor.

Doğu Perinçek, cezaevinde yaşamının geçmişte kalan 11 yılına, günler, aylar ve yıllara yeni duraklamalarını eklerken, hapishanede disiplin cezaları almakta. Eşiyle görüştürülmüyor, belki de seçim sonucuna dek görüştürülmeyecek! Çünkü Perinçek İzmir 2. bölge’den aday! Oysa seçilme yeteneği bulunan her yurttaş, sakıncalı değilse ve mahkeme kaydına geçmiş bir cezası da yoksa, vatandaş olarak aday olabiliyor. Ancak onun henüz cezası yasalarda yer almamış bir suçu var: “Tüm bu olup bitenler TSK’yı etkisiz duruma getirmek içindir” demişti, tekraralamaya da devam ediyor.

Doğrusu haklı da çıkmıyor mu? Yaşamının 11 yılını çocuklarından, eşinden, ailesinden uzakta ve demir parmaklıklar ardında geçirmek kolay değildir. İçi kan ağlarken durmadan vatanın bağımsızlık şarkılarını gülen neşeli bir yüzle söylemenin zorluğunu, o anları yaşayanlar bilir.

Çetin Doğan Paşa, son içeri alınışında şöyle diyordu: “Ben asla darbeci olmadım. Ben Atatürk devrimcisiyim.” Onun eşi ise “vardiya nöbeti”nde. Çetin Paşa’nın iddia edilen suçu, kendi uçaklarını kendi camilerini bombalatmak! Bir Türk subayına isnat edilemeyecek en büyük suç1 Oysa Çetin Doğan’ın en son görevi İstanbul’u düşmana karşı korumak olan 1.Ordu Komutanlığı.

Ya zamanında komutanı yanlış seçim yapmışlar, orgenerali o göreve YAŞ kararı ile Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın onayıyla atamışlar ya da bu işte bilmediğimiz bir ihanet şebekesinin parmağı var!

Ve bir albay savcılara ifade veriyor. O ifade Mustafa Mutlu tarafından VATAN Gazetesi’nde yayınlanıyor.

Mutlu’nun yazısına konu ettiği ifade şöyle başlıyor:

‘Kırgın ve kızgınım’

Sonra devam ediyor. Ben ifadeden bir özet vereceğim:

“Kırgın ve kızgınım. Çünkü:

İddia makamı olan sakladı; ispatladık, sustunuz.

İddia makamı ‘Kanıt’ dedi, ‘Sahte’ dedik, saatlerce ispatladık; yine sustunuz.

‘Yok böyle bir şey’ derseniz, yine ispatlarım.

‘Gemisi olmayan deniz kuvveti, uçağı olmayan hava kuvveti ile değil darbe yapmak, törene bile çıkılmaz; bunlar uyduramamışlar bile dedik, sustunuz’.

‘Bunlar tuzak, çete işi’dedik, sustunuz. Hala susuyorsunuz.

Kimi yargıçlar, kimi yargıç ve mahkeme kararları için, ‘Dangalak karar’demişler. Duyduk utandık. Siz, ‘Mahkemeye saygılı olun’ diye bizi ikaz ettiniz. Biz sustuk. Hala susuyoruz.

Savcı gözlerinde şimşekler saçarak, ’13 Eylül’de nerdeydiniz?’ diye soruyor.

Ben, darbeye karşı çıktığım için sorguda dayak yiyordum.

Kenan Evren, 13 Eylül günü Çankaya’da Atatürk’ün koltuğuna otururken siz nerdeydiniz? Olması gerekenin tersine ben masumiyetimi ispatlıyorum, savcı suçu kanıtlayamaıyor, savcının alması gerekip de almadığı ifadelerin alınmasını ben talep ediyorum, siz susuyorsunuz.

Beni;önüme katıp savaşa savaşa, süre süre denize döktüğüm yedi düvelin hukukunda hak aramaya mecbur bıraktınız. Yüreğim paramparça. Siz susuyorsunuz. Üzgün, kırgın ve kızgınım ancak asla küskün değilim. Vatan ‘ana’ gibidir. Seçemezsiniz. Ne olursa olsun seversiniz. Siz ne kadar susarsanız susun, ben bu ülkeyi sevmeye devam edeceğim.

Omuzlarımdaki yıldızları samanyolu kadar çok olan 4 eski komutanımız var: Hilmi Özkök, Aytaç Yalman, Yaşar Büyükanıt, İlker Başbuğ…

Şimdi izninizle buradan onlara sesleneceğim:

Bir subay bizi sırtımızdan hançerledi, yalan söyledi, tuzak kurdu. Hançer sırtımızda.

Ey benim eli öpülesi komutanım, canım çok yanıyor. Gel buraya; ya hançerin hepsini sok bitir bu işkenceyi ya da çek çıkar hançeri sırtımdan ve sar yaramı.

O zaman seni affeder miyim? Asla! Yaramı sarsan da artık seni affetmem. Bana emir-komuta etmiş olma onurunu senden sonsuza kadar geri alıyorum.”

“Siz hiç uyurken ağlayan insan gördünüz mü? Ben gördüm.” (Kaynak: Mustafa Mutlu, Vatan Gazetesi)

Bu ne anlama geliyor Belki de yıllardır oralarda yatan bu emekli komutan, birileri çıkıp kendisine yasa dışı değil ama vicdan içi bir-iki sözle yardım etsin istiyor.

Yandaş gazetelerde bir haber çıkmıştı: “Yakında, hatta seçimden önce İlker Başbuğ ve bazı komutanlarda sorguya çekilebilir”. Acaba o komutana ne soracaklar ki?

Nasıl da biliyorlar, nasıl yazıyorlar?

Gelin de siz şimdi amiralleri hapse tıkılmış Deniz Kuvvetleri’nin, Hasdal’da ikamet edenlerin (yatanların) görev başında olmadığı bir ordudaki, harbe hazırlık tatbikatının iptalini sadece “Askerin kendi iç sorunudur” diye açıklayanlara inanın?

Göreceksiniz, tıpkı Dolmabahçe toplantısı gibi, tıpkı 27 Nisan bildirgesi gibi bunun da perçemi düşecek.

Hedef belli, amaç belli, O halde neyi merak ediyorsunuz? Şekil kendisini göstermiyor mu?

Kurtul Altuğ
30 Mayıs 2011
Aydınlık

Kemalistler (Kemalistler), altında lisanslanmıştır..Sitedeki bütün yazıların telif hakkı yazarlarına aittir. Siteden alıntılanacak kopyalanacak her içerik için buraya bağlantı vermeniz ise etik bir yöntem olacaktır. Kemalistler.
Eklenme tarihi: 30/05/11 - 10:12
Kategorisi: Kurtul Altuğ
Etiketler: ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

BİZİ TAKİP EDİN
UĞUR DÜNDAR
NECATİ DOĞRU
MUSTAFA MUTLU
ARSLAN BULUT
CÜNEYT ARCAYÜREK
MEHMET ALİ GÜLLER
ALİ ERALP
ORHAN BURSALI
MUSTAFA BALBAY
güncel