CHP milletvekilleri Meclis’e girdi yemin etmedi, BDP destekli bağımsızlar Diyarbakır’da toplanıp, “boykot kararını”gözden geçirdi. Siirt milletvekili Gültan Kışanak grup toplantılarının her hafta Diyarbakır’da yapılacağını açıkladı.
İnsanın zaman zaman oturup düşünmesi, olup bitenleri iyi izlemesi, doğruları yanlışları saptaması gerekiyor.
Türkiye’de yargıyla hukuk arasındaki uçurumun giderek açıldığını görmezden gelemeyiz…
Tutukluluk sürelerinin uzaması, Türkiye’de “adalette eşitlik ilkesininin” nasıl çiğnendiğini açıkça gösteriyor.
Olay salt Mustafa Balbay, Haberal, Engin Alan, KCK’den tutuklu milletvekilleriyle ilgili değil. Pek çok davadan tutuklu insan var.
Parasız eğitim istedikleri için tutuklu üniversiteli gençler, sanki terör örgütü kurmuş gibi bir yıldır cezaevinde yatıyorlar.
Acı olan, evrensel hukukun ülkemizde geçersiz kalması, mahkeme başkanının tutukluluk süreleri iki yılı aştığı için salıverilmeleri isteğinin bir “evet” iki “hayır” oyla gerçekleşmemesi.
Son olay halkın egemenliğinin çiğnenmesi…
***
Burada tartışılması gereken bir başka önemli konu BDP destekli bağımsız milletvekillerinin Diyarbakır’da her hafta grup toplantısı yapmaları.
Neden Diyarbakır?
Elbet akla şu soru geliyor:
“Kimilerinin öne sürdüğü gibi düşlerinde bir Kürdistan mı var? Düşlerindeki Kürdistan’ın başkenti Diyarbakır mı?”
Gelelim CHP’nin Meclis Genel Kurulu’na girmesine karşı yemin etmemesine…
Bu konu CHP örgütlerini ikiye bölmüş… Aynı durum CHP’li seçmen için de geçerli…
Elektronik postalardan gelen iletilere baktığımda farklı görüşler var ama çoğunluğu şöyle diyor:
“Çözümün yeri Meclis’tir… CHP, BDP’nin oyununa geldi. Yemin edecekti CHP’li milletvekilleri. Olay Balbay ve Haberal’ın salıverilmeleri noktasına gelmemeliydi.
Toplum bunu böyle algıladı. Türkiye’de Partiler ve Seçim Yasası değişmeli, antidemokratik yasalar ortadan kaldırılmalı. Bunun için CHP’nin aşamalı planları, projeleri olmalı.
Meclis’e girmeyip yemin etmemek doğru değil. Yemini edersin ve Meclis’te mücadeleni verirsin.
AKP ‘yeşil ışık yakmıyor’ gibi birtakım bahaneler öne sürmeye hiç gerek yok. CHP örgütlerinin büyük bölümü, hatta yeni seçilen milletvekilleri, bazı üst düzey CHP’li yöneticiler olaya böyle bakıyor ama, seslerini çıkaramıyor.”
***
Türkiye’nin gerçek bir hukuk devleti olup olmadığını, özgürlükleri ve demokrasiyi nasıl algıladığını önümüzdeki süreçte daha iyi göreceğiz.
Evrensel hukuk temel hak ve özgürlükleri de kapsar…
Yargıyı bağımsız kılar…
Örgütlenme özgürlüğünün yok edildiği, TEKEL işçilerinin “terör örgütü” üyesi olarak görüldüğü bir toplumda yeni çağdaş anayasa, temel hak ve özgürlükler gibi kavramlar masaldan başka bir şey değildir.
Askeri vesayete karşı çıkmak her yurttaşın, demokrasiye inanan her bireyin yapması gereken şeydir.
Peki sivil otoriterizme karşı çıkmak!
Askeri vesayete karşı çıkanlar sivil otoriterizmi demokrasi olarak algılayıp, Hatip Dicle’nin 80 bin oyunu YSK sayesinde “götürenler” Türkiye’de “beyaz sayfa açıp” söyle diyorlar:
“Gelin helalleşelim!”
***
AKP yüzde 50’yle tek başına iktidar oldu ve bunun keyfini çıkarıyor…
BDP’li bağımsızlar, CHP’liler Meclis’e gelmeli ve yemin edip demokratik mücadelelerini Meclis’e taşımalıdırlar.
Çözümün adresi TBMM’dir…
Önce şu Partiler ve Seçim Yasası değiştirilmeli, yasalarda küçük bir düzenlemeyle tutuklu milletvekilleri salıverilmeli, Hatip Dicle olayı çözülmeli…
Halkın egemenliğine ancak böyle sahip çıkılır…
***
Peki CHP ne yapmalı?
CHP içerideki çatlak seslere ve “şahinlere kulak asmadan” bir an önce TBMM’de yasama çalışmalarına katılmalıdır.
CHP, tutuklu milletvekillerinin maruz kaldığı haksızlığı ses getiren bir protesto ile dile getirmiştir.
Bu protesto Meclis’in açılışında ve bir defaya mahsus olarak kalırsa anlaşılır olabilir. Ancak, uzaması halinde CHP gibi köklü bir partinin -nedeni ne olursa olsun- kendi iradesi ile parlamento çalışmalarına katılmayışı izah edilemez.
Bu durum, Kılıçdaroğlu’nun liderliğini sorgulatacak bir noktaya doğru gidişi beraberinde getirir. Zaten, parti içi çekişme ve çatışmalarda taraf olanların Kılıçdaroğlu’nu bu yanlış yola bilerek ve isteyerek kışkırttığı, zorladığı dedikoduları da var.
Bugünden itibaren CHP’nin yapması gereken en doğru iş, tutuklu milletvekillerinin mağduriyetini giderecek ve yasamayı yargının vesayetinden kurtaracak kanun teklifini hazırlamak, sunmak ve ilk oturumda yemin ederek parlamento çalışmalarına başlamak olacaktır.
Bizden söylemesi. Zararın neresinden dönülürse kârdır…
Hikmet Çetinkaya
30 Haziran 2011