ssk sorgulama
Kemalistler Kemalistler Haber Yorum Analiz

Yunus Nadi, Atatürk’ ün adını koyduğu Gazete’nin 7 Mayıs 1924 tarihli ilk sayısında, gazetenin amaç ve yolunu açıklayan yazısında, çıkış tarihinin gecikmesine de değiniyor. Adı Cumhuriyet olan gazetenin yayın tarihinin, Cumhuriyet’in kuruluş tarihi olan 29 Ekim 1923′e yetiştirilmesinin anlamına karşın, teknik nedenlerle yaşanan gecikmeyi bir başka anlamda hayırlı, isabetli buluyor. Cumhuriyet gazetesinin 74 yıllık, bundan sonraki yayın yaşamında da anayasası olarak kalacak ilkelerini özetliyor:

”Cumhuriyet ne hükümet ne de fırka (parti) gazetesidir. Cumhuriyet sadece cumhuriyetin, daha ilmi ve şamil (yaygın) ifadesiyle demokrasinin müdafiidir (savunucusudur). Cumhuriyet ve demokrasi fikir ve esaslarını ihlal eden (çiğneyen) ve yıkan, yıkmaya çalışan her kuvvetle mücadele edecektir..”

Cumhuriyet değerlerini, Atatürk devrim ve ilkelerini, aydınlanmacılığı topluma yaymak sorumluluğu ile yayın yaşamına giren gazetenin sahiplerinin değil, okuyucunun malı olduğu, okuyucunun da her şeyden önce tarafsız ve önyargısız haberler görmek isteyeceğinin altı yine Yunus Nadi’nin bu ilk yazısında çiziliyor.

Ulusal Kurtuluş Savaşımızın yanında yerini alan Yeni Gün ile Cumhuriyet gazetelerinin yayın yaşamından, Cumhuriyet, devrimler tarihimizin de bir aynası olan alıntılar, kimi köşe taşı sayılabilecek seçmeler, Cumhuriyet gazetesinin, başta ”70. yıl” , çeşitli yıllarda, önemli yıldönümlerinde yayımlanan eklerinde yer almıştı. Yunus Nadi, Nadir Nadi başta, Cumhuriyet kimliğinde öne çıkmış yazarlarımızın düşüncelerinden, günlük yazılarından, yaşamöykülerinden kimi anlamlı kesitler de bu eklerden izlenebilir.

Cumhuriyet okurlarının titizliğini, bu ekleri nasıl sakladıklarını bildiğimizden, bunları bu sayfa içinde yinelemek gereğini duymadık. Dünyada bir başka örneği yaşanmamış, Cumhuriyet değerlerinden sapmaya, iki el, çizgi değişimi girişiminde, okur boykotu ile izin vermeyen Cumhuriyet okurlarına, Cumhuriyet’i, değerlerini, sahiplerini, yazarlarını anlatmaya çalışmak, bir anlamda tereciye tere satmak gibi de olabilir.

Gazetemizin 74. yıldönümünü, yine dünyada tek örnek olarak aralarında örgütlenecek kadar işi ileriye vardırmış, kenetlenmiş CUMOK’larla, Cumhuriyet okurları ile paylaşırken, kimi güzellikleri anımsayarak birlikte gülümsemeyi seçebiliriz..

Okurun Cumhuriyet çalışanlarına her gün Cumhuriyet anayasası, Cumhuriyet’in patronluğunu yapmak adına hesap sordukları, ancak patronu olmayan bir gazeteyi paylaşmanın, Cumhuriyet ailesinden olmanın ayrıcalığının keyfini çıkarabiliriz..

Sabah sabah bir kahve-çay içip, soluk almadan, gazetedeki bir dil yanlışı, çıkmayan bir haber, kızdığı bir görüş için öfkeli hesap soran okura hesap vermeye alışamayan, telefon kapatanlardan, Cumhuriyet ailesinden sayılanlara pek tanık olmadım. Cumhuriyet çalışanları çok kısa bir zaman dilimi içinde, okur karşısında boynu eğik, gazeteyi yönlendirmeye kalkışan, başta siyaset, kimi güç odakları karşısında ise biraz ukala olmayı öğrenirler.

Gazeteciliğimin çömez yıllarında elime geçen bugünkü ölçülerle hiç de önemli olmayan, ancak o tarihlerde bana çok önemli gelen bir haberin, Nadir Nadi’nin en yakın arkadaşlarından birini doğrudan ilgilendirdiğini öğrenmiştim. Müdürümüzün önerisi ile konuyu Nadir Nadi’ye sormaya kalkışmak gibi bir yanlış yapmıştım. Çocukluğumu gözeterek önce sevecen dinledi. Haberi kullanıp kullanmamayı sormak istediğimi anlayınca da bir cümle ile dersini verdi:

”Sen gazeteci değil misin? Sana ne benim arkadaşlığımdan. Haber değeri varsa koyarsın, yoksa koymazsın” dedi. Cumhuriyet gazetesinde ”patron, patronun arkadaşı, patron çıkarı..” kavramlarının, düşüncesinin bile suç olacağını öğretti.

Ama Cumhuriyet’te başka güç ve baskı odakları eksilecek gibi değildi.. Bir gece geç saatte bir işten döndüğümde, benim en genci, onun da en yaşlı Cumhuriyet çalışanı olarak övündüğümüz yıllarda, Hıfzı Veldet Velidedeoğlu Hoca’ nın sayısız kez aradığı notu ile karşılaştım. Hoca hangi saatte gelirsem geleyim, hemen aramamı istemişti. Öfkesi gizli, daha çok kaygılı bir sesle, ”Neyin var kızım, başına bir şey mi geldi?” sorusu ile doğrudan söze girdi. Olayların yoğunluğu ile henüz okuyamadığım o günün gazetesinde, yanlışlıkla benim imzamla girmiş, bana ait olmayan bir yazının kurgulanışından, dilinden, içeriğinden benim olamayacağına karar vermiş, ciddi bir sorunum olduğunu düşünmüştü. Hoca iyi olduğumu, daha doğrusu ruhsal bir sorun yaşamadığımı öğrendiğine sevinirken, ben onaylamadığım bir yazıda imzamın çıkmış olmasını öğrenmenin öfkesi içindeydim.

Şimdi 32 yılın ardından, Cumhuriyet okurlarından, kimbilir ne kadar çok ağır eleştirilere hedef olduğumu, nasıl sert tartışmalar yaptığımızı, kendimi ve gazeteyi ne kadar çok savunmak zorunda kaldığımı keyifle, gülümseyerek anımsıyorum da..

”Neyin adına” mı? Tabii ki Türkiye’nin içinde bulunduğu sıcak sorunlar ve gündeme bağlı olarak konular çok fazla değişti. Ama çerçevesi Cumhuriyet, devrimler, insan hakları, aydınlanma çizgisi içinde, yaşanan, yaşanmakta olan kavram kargaşası, bakış açıları, görüş farklılıkları içinde kaldı.

Kavramların, gerçeklerin çarptırıldığı, insanların kendilerine, çıkarlarına yabancılaştırıldığı, değerlerin erozyona uğradığı günümüzde Cumhuriyet’i, değerlerini, ailesini, anayasasını dimdik uyakta tutmak giderek zorlaşıyor…

Şükran SONER
07 Mayıs 1998
Cumhuriyet

Kemalistler (Kemalistler), altında lisanslanmıştır..Sitedeki bütün yazıların telif hakkı yazarlarına aittir. Siteden alıntılanacak kopyalanacak her içerik için buraya bağlantı vermeniz ise etik bir yöntem olacaktır. Kemalistler.
Eklenme tarihi: 07/05/98 - 11:25
Kategorisi: Şükran Soner
Etiketler: , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

BİZİ TAKİP EDİN
A.SAMİ SEZER
NECATİ DOĞRU
MUSTAFA MUTLU
ARSLAN BULUT
CÜNEYT ARCAYÜREK
MEHMET ALİ GÜLLER
ALİ ERALP
ORHAN BURSALI
MUSTAFA BALBAY
güncel