Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’li vekillerin yemin etmedikleri yorucu Meclis maratonundan hemen sonra bir televizyon kanalının canlı yayınına katıldı ve gündemdeki bütün soruları yanıtladı…
Bu programda benim en fazla dikkatimi çeken sözü, “1 Eylül’den itibaren yeni bir seçim için tüm gücümüzle çalışmaya başlayacağız” oldu…
***
Doğrudur; iktidar olmak isteyen bir partinin boş geçireceği tek bir güne hakkı olmamalı…
Ama gördük ki; karşısında AKP gibi bir rakip olduğu sürece CHP’ye, sadece “çok çalışmak, yüzlerce miting yapmak, köy köy dolaşmak” yetmiyor…
Bunun yanında iktidar partisinin çalışmalarını yakından izlemek…
Yanlışları, uzman kadrolar sayesinde saptamak ve yanlıştan dönüş için iktidara baskıda bulunmak…
Ve sorunlar konusunda alternatif politikalar üretmek…
İktidar için “yetkin kadroları hazırlamak ve kamuoyuna göstermek” de gerekiyor…
***
Peki; CHP bunu yapabilir mi?
Ya da nasıl yapar?
Aslında bu konuda doğru yolu bulması için, Batı’daki “gölge kabine” sistemine göz atması ve bu sistemi başarıyla hayata geçirmesi yeterli…
Gölge kabine, İngiltere’de Westminster Yönetim Sistemi olarak adlandırılıyor…
Ana muhalefet partisinin liderinin önderliğinde, hükümete paralel olarak kuruluyor…
Gölge kabinenin her bir üyesi iktidar partisinin kurduğu hükümetteki bir bakanlığı yakın takibe alıyor…
***
Bu sistemde, gölge hükümetin işlevi, matematikteki “sağlama” işleminin işlevine benziyor…
Böylece bir gölge hükümet; sadece partisinin iktidara hazırlanmasını sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda ülkenin gerçek demokrasi çizgisinden ayrılmasına da engel oluyor.
Yani, gölge kabine:
* Mevcut iktidarın bakanlarına adam adama markajla ciddi bir muhalefet denetiminin oluşmasını…
* Ana muhalefetin kendi çözüm önerilerini geliştirmesini ve toplumla paylaşmasını…
* Siyasetçiler arasında bir hizmet yarışının başlamasını…
* İlk seçimlerde iktidarın ana muhalefete geçmesi durumunda da bu gölge bakanların işe sıfırdan değil de ciddi bir kadroyla, bilgi birikimiyle ve deneyimle başlamasını sağlıyor…
***
Kılıçdaroğlu’na katılıyorum;
CHP ve tüm partiler önümüzdeki seçime hazırlanmaya elbette bugünden başlamalı…
Ama bu hazırlık, artık kabak tadı veren seçmene yakın markaj yerine, iktidara yakın markajı sağlayacak bir sistemle desteklenmeli…
Ve açıklanacak gölge bakanlar; konularında uzman milletvekillerini, akademisyenleri, eski bürokratları da yanlarına alarak, işlerini büyük bir ciddiyetle yapmalı…
***
Söylediklerim; yapılması zor şeyler mi?
Olabilir… Ama başarıya ulaşmanın kolay olduğunu zaten kim söyleyebilir ki?
*****
GÜNÜN SORUSU
Günün sorusu bizim mahallenin simitçisinden bana:
Abi o milletvekili yeminini belki 50 defa yüksek sesle okumaya çalıştım, beceremedim… Neden sadeleştirmezler ki? Anlamayalım diye mi?
*****
Liboşların çifte standardı ve MHP’nin vurdumduymazlığı!
Üç partinin sekiz milletvekilinin tutukluluk hâli devam ediyor.
Bu vekiller, seçilmelerine karşın yargılandıkları mahkemeler tarafından “kaçabilecekleri ve delil karartabilecekleri” kuşkusuyla, salıverilmiyor…
Beş tutuklu vekili bulunan BDP; mahkemelerin kararını siyasi bulduğunu açıkladı ve Meclis’teki yemin törenine hiç katılmadı…
CHP’liler ise yemin törenine katıldı ama yemin etmedi…
Bizim mahalledeki “özgürlükçü, demokrat ve liberal” arkadaşlara bakıyorum da… Ağzım açık kalıyor.
Her ne hikmetse bir yandan DTP’nin eylemini alkışlıyorlar, diğer yandan da CHP’yi “halkın iradesine ihanet etmekle” suçluyorlar…
***
Daha da vahimi; MHP’nin durumu:
MHP‘nin bir milletvekili de CHP ve BDP’lilerle aynı durumda…
Ama bu parti sanki hiç de böyle bir sorunu yokmuş gibi davranıyor…
Ne yalan söyleyeyim; tıpkı çifte standartlı liboş yazarları anlayamadığım gibi, Sayın Bahçeli’nin tavrını anlamakta da sıkıntı çekiyorum:
Acaba Engin Alan’ı milletvekili adayı yaparken, Ergenekon’un tutuklu sanığı olduğunu bilmiyor muydu ki; bugün parmağını bile kıpırdatmaya gerek duymuyor?
***
Kendisi sorulara muhatap olmayı pek sevmez ama yine de sormak istiyorum:
Tamam; CHP’nin ve BDP’nin yaptığı eylemlere karşısınız…
İyi de YSK’nın onayıyla aday gösterdiğiniz ve milletvekili olmasına yasal hiçbir engel bulunmayan Engin Alan’a sahip çıktığınızı göstermek için siz ne yapmayı planlıyorsunuz?
Mustafa Mutlu
30 Haziran 2011