Bir yıl daha kopup gitti hayatımızdan…
Acıyla, hüzünle, özlemle, öfkeyle, hınçla dopdolu geçen koca bir yıl… Yazdığım yazılara göz gezdirdim, iyiye, güzele, umuda dair karaladığım satırlar olmuş mu diye… Bazı kitaplar ve birkaç yiğit insana dair düşünceler dışında, bir tek yazı bulamadım, ne yazık ki!..
Aslında yıllardır böyle değil miydi.. Geçen yıl, bir önceki yıl, beş yıl önce farklı mıydı sanki.. İnsanı insan yapan erdemlerin üzerini kapkara bir şal gibi örten korku, yıllardır imparatorluğunu ilan etmemiş miydi bu ülkede?..
Kapalı kapılar ardında dillendirilen şikâyetler dışında, kaç kişi toplumun üzerine sonsuz bir karanlık gibi çöken zorbalığa başkaldırabildi?.. Kaç kişi, bütün suçları bu ülkeyi, cumhuriyeti, çocuklarımızın geleceğini savunmak olan o yiğit insanları desteklemek için Silivri mahkemelerinin kapısına yığıldı?.. Hangi sivil toplum örgütü, meydanlarda acımasızca dayak yiyen gençlerin, işçilerin, emekçilerin yanında yer aldı?.. Kaç kişi, korku imparatorluğuna karşı “özgürlük” diye, “demokrasi” diye haykırdı?.. Bu sözcükleri hayâsızca sömüren, kirleten “aydın” kılıklı uşaklara karşı kim ayağa kalkabildi, yalanlarını suratlarına çarpabildi?..
- Birkaç “Don Kişot” dışında, koca bir hiç!..
***
Yıllar böyle geçti…
Korkuları büyüterek, giderek korkaklaşarak, korkaklaştıkça yok olarak 2010’u da tamamladık…
Ama bu yıl farklı… Bu yıl korkunun ecele faydası yok… Bu yıl, büzülmenin, dört duvar arasında fısıldaşarak şikâyet etmenin, olmadı yok saymanın, görmezden gelmenin, hatta yaltaklanmanın(!) bile hiç faydası yok…
- Çünkü bu yıl, son yıl!..
Bu yılın tam ortasında, efendilerin yazdığı “büyük proje”nin geleceği olanca çıplaklığı ile ortaya çıkacak… Bu güzelim ülke daha da uşaklaşarak yeni “Galiçyalarda” piyon mu olacak, yoksa uzun zamandır unuttuğu haysiyetini yeniden kuşanarak dimdik ayağa mı kalkacak, hep birlikte göreceğiz…
Ben umutluyum… En umutsuz, en “olmaz” denilen zamanlarda, en “yenilmez” bilinenlere karşı meydan okuyan bu halkın “tarihi tekrarlayacağına” inanıyorum… Daha “dün” denilecek denli yakın geçmişte “tarih yazarak” mazlum uluslara ışık olmuş bu halkın, kendi aydınlığını yaratacağına, tarihe bir kez daha damgasını vuracağına, üstelik yürekten inanıyorum…
- Bu halkın bir evladı olarak, bu halkın mayasına kefilim…
Bir Yurtsevere Mektup (94)
Sevgili kardeşim Balbay, 2010 yılını da bitirdik.. Yılın son mektubunu yazıyorum sana, 94. mektubumu.. Önceki gün “2011 Umut Yılı Olsun” başlıklı yazını okudum. Son paragraf, güzelim ülkemizin içinde yaşadığı karabasanı anlatıyor aslında…
2011 bence umudun, güneşli günlerin yılı olacak.. Zalimlerin, sırtını zalimlere yaslamış haysiyet düşkünü uşakların hesap yılı olacak… Yıllardır “Zulümhane”de bedel ödeyen yurtseverlerin özgür kaldığı, korku imparatorluğunun yıkıldığı bir yıl olacak…
Ve ben, 31 Aralık gecesi, saat tam 24.00’te nerede olursam olayım, yüreğim sizlerle birlikte, sizlerin ve vatanın özgürlüğüne kadeh kaldıracağım.
Seni ve tüm yurtseverleri, dışarıdaki milyonlar adına, bir yurtseverin tüm gücü, sıcaklığı, özlemi ve kararlılığı ile kucaklıyorum kardeşim…
Ümit Zileli
30 Aralık 2010