SEVGİLİ okuyucularım, her gün sizlerden çok sayıda e-posta, faks ve mektup alırım ve
bunları tek tek okuyup değerlendiririm.Ama ne yazık ki herkese yanıt vermem mümkün olmaz çünkü buna zamanım yetmez.
Dün elime geçen bir mektup ilginçti. Bugünkü yazımda artık hepinizi bıktırıp usandıran siyasi olaylara bir ara verip, bu mektubu size aynen iletmek istedim. Ankara’dan yazan okuyucum bakınız aynen ne diyor:
“Sayın Çölaşan, ben ilköğretim altınca sınıftan yedinci sınıfa geçen bir öğrencinin velisiyim. Yazılarınızı kendimi bildim bileli takip eden bir okurunuzum. Önceki yazdığınız gazetede takip ederdim, simdi SÖZCÜ’de ediyorum.
Bir veli olarak yaşadığım bir olayı sizinle paylaşmak için bu satırları yazıyorum.
17 Haziran günü çocuğum karne aldı. Karne ile birlikte ‘Takdir’ belgesi de aldı. Öğleden sonra bir dershane tarafından dağıtılan broşür elime geçti.
Broşürde ilköğretim altıncı sınıflar için Takdir alanlara forma, Teşekkür alanlara top verileceği belirtiliyordu. Size ekte gönderdiğim broşürdeki adrese gittim. Oradaki görevlilere altıncı sınıflara verilecek ödül için geldiğimi söyledim.
Bana anket formu doldurup doldurmadığımı sordular! Ben de doldurmadım deyince, size gönderdiğim anket formunu verdiler. Ben doldurup getireyim dedim.
Ankette sorulan soruları görünce, doldurmadan oradan ayrıldım.
Bu anket formunda ilköğretim altıncı sınıfta okuyan çocuğumun okuduğu üç gazete ile en çok izlediği üç televizyon kanalı öğrenilmek isteniyor. Acaba velisi olarak bizim okuduğumuz gazeteler ve izlediğimiz televizyon kanalları mı öğrenilmek isteniyor?
Broşür ile anket formunu değerlendirmeniz için size gönderiyorum. İlginize şimdiden teşekkür ederim.
Çocuğumun geleceği açısından ismimi yazamıyorum. Kusura bakmayın.”
Mektup aynen böyle.
***
İlköğretim altıncı sınıftan yedinci sınıfa geçen öğrenci 12-13 yaşlarında olmalı. Şimdi bu çocuğa okuduğu üç gazeteyi soruyorlar. Hem de bu çocuk her gün bir değil, iki değil, üç gazete okuyacak!..
Ayrıca, özellikle izlediği üç televizyon kanalı olacak.
Hediyeleri kapmak için bu sorulara örneğin şöyle yanıt vermesi gerekecek:
Zaman, Akit, Yeni Şafak!
Samanyolu tv, Kanal-7, Mektap tv!
Sorulardan biri de “Geçmişten örnek aldığınız üç kişiyi yazınız.”
Buna da şu yanıt verilmeli:
Abdülhamit, Said-i Nursi, Fethullah Gülen.
İşte o zaman o öğrenciye istediği kadar forma, istediği kadar top verilir, hatta “Bu çocukta iş var” deyip ücretsiz okutulur.
Şu gerçeği iyi bilelim:
Türkiye’de eğitim sektörünün önemli bir bölümü artık Fethullah ekibinin elinde. Özel okulların, kolejlerin ve dershanelerin çoğu, ne yazık ki böyle!
Adına “Eğitim” denilen nesne, Türkiye’de işte bu durumda. Dershane sektöründe korkunç paralar dönüyor, bu sektöre el atıp büyük bölümünü ele geçiren cemaat mensupları hem küçücük çocuklaın beyinlerini yıkayıp gelecek için eleman hazırlıyor, hem de böyle abuk subuk sorularla çocuklara armağanlar dağıtılıp onları bünyelerine katmak için çaba harcıyor.
Fethullahçı dershanelerden biri Ankara’nın göbeğinde, Kızılay’da marifetlerini sergiliyor.
Üstelik bunu yaparken, öğrencinin ailesini de bir anlamda fişliyor.
Gören yok, umursayan yok!
Emin Çölaşan
30 Haziran 2011