ssk sorgulama
Kemalistler Kemalistler Haber Yorum Analiz

Eskiden “antrenör” der çıkardık. Şimdi, takımları maça hazırlamak için, “teknik direktör” başta olmak üzere bir yığın görev ve görevli söz konusu, çoğu yabancı dillerdeki deyimlerle anılan. Hepsi önemli ama, daha da önemli olan, rakibin dizilişine göre kulübede oturacaklara varıncaya kadar forma giyecekleri hazırlayan, oyunun stratejisini, hatta dakika dakika taktiklerini düşünüp uygulatan ve maç boyunca değişiklikleri yapan kişiye teknik direktör diyorlar.

Rıdvan gibi bu işi iyi bilenler, teknik direktörün en büyük hatasını, tasarladığı oyunu değil de, karşı tarafın oyununu kabullenip takımı öyle oynatmak diye tanımlıyorlar. Bütün sportif oyunlarda bu böyleymiş galiba. Politika elbet futbola ya da basketbola benzemez ama, CHP’deki yeni yönetimi izlerken bunları düşünmeden edemiyor insan.

Bir bakıma, halkoylamasından hemen sonra “genel seçimden önce anayasa değişikliği yapalım” demek ve dolaylı yoldan “türban” uzlaşmasını gündeme getirmek, iktidarın oyununa gelmek değildir de nedir? Bu, AKP’nin, hatta özerklik ve anadilde eğitim peşinde koşan BDP’nin ekmeğine yağ sürmek sayılmaz mı? O oyunlara gidildiğinde, karşıdan oy almak şöyle dursun, parti tabanındaki cumhuriyetçileri küstürüp oy kaybetmek daha büyük olasılıktır.

Parti kendine yakışan çizgiyi yenileyerek ve ona uygun somut çözümleri savunarak mesafe alır. Güneydoğu’ya kamu yatırımı ve istihdam getirmek için iyi çalışılmış ekonomik kalkınma planıyla, yaygın ve parasız meslek eğitimi programıyla, toprak mülkiyetini değiştiren politikalarla halkın önüne gelmek yerine anayasa ve türban tartışmalarının girdabında boğulmak akıl kârı mıdır?

Bereket, bazen bu ülkenin bir yanı havanda su döverken, bir başka yanı bilimsel verilere dayalı somut bilgilerle sonuçta ekonomiye katkı getirecek çalışmalar içinde olabiliyor da, yüreklere su serpiliyor. İstanbul geçen hafta böyle bir tablonun, çelişkili olmasa bile “ikilemli” görüntüsünü yaşadı.

Bir yanda, halk yığınlarını denizi severek kullanmaya özendirmek için Deniz Kültürü Festivali’nin pek coşkulu ve yüksek katılımlı olmayan etkinliklerindeki süslü sözler ve nutuklar; bir yanda da Türk Deniz Araştırmaları Vakfı’nın Bakırköy Belediyesi Kültür Merkezi’ndeki “Marmara Denizi 2010 Sempozyumu”. Profesör Bayram Öztürk ve meslektaşlarınca İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nde yetiştirilen yirmiye yakın araştırmacı ve uzman, Boğazlar’ıyla birlikte “bizim” olan bir denizin canlı cansız zenginliğini nasıl hor kullandığımızı, hatta tükettiğimizi tartıştılar. Genç bilimciler şu soru ve yanıtıyla bitirdiler sunuşlarını: “Sorunu ekonomik yarara dönüştürmek için ne yapmalıyız?” Onları dinlerken, geleceği başkalarının oyununa gelmeden pekâlâ kendi bilgimiz ve inancımızla kazanabileceğimize inanmamak mümkün mü?

Mümtaz Soysal
29 Eylül 2010

Kemalistler (Kemalistler), altında lisanslanmıştır..Sitedeki bütün yazıların telif hakkı yazarlarına aittir. Siteden alıntılanacak kopyalanacak her içerik için buraya bağlantı vermeniz ise etik bir yöntem olacaktır. Kemalistler.
Eklenme tarihi: 29/09/10 - 10:56
Kategorisi: Genel
Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

BİZİ TAKİP EDİN
A.SAMİ SEZER
NECATİ DOĞRU
MUSTAFA MUTLU
ARSLAN BULUT
CÜNEYT ARCAYÜREK
MEHMET ALİ GÜLLER
ALİ ERALP
ORHAN BURSALI
MUSTAFA BALBAY
güncel