ssk sorgulama
Kemalistler Kemalistler Haber Yorum Analiz

Bazı çevreler TSK’nın darbeci bir kurum olduğunu ülke istikrarının güvencesini zedelediğini dile getirirken bazı gerçekler ide göz ardı etmektedir.Peki balans ayarını sadece TSK mı yapmıştır? Sivillerin TSK üzerinde balans ayarı hiç olmamışmıdır? Yada tarihteki TSK ya yapılan balans ayarının günümüze olan etkileri biliniyor mu? Bu yazımda bu konulara değineceğim.

14 mayıs 1950 de yapılan genel seçimler neticesinde Demokrat parti birinci parti olarak iktidardaki yerini aldı.Celal Bayar Türkiye cumhuriyetinin 3.cumhurbaşkanı olurken demokrat parti hükümeti de Adnan menderes tarafından kuruldu.

Bu gelişmeler yaşanırken Ankara da alttan alta TSK nın darbe yapacağı,yüksek askeri şüra üyelerinin toplandığı ve kuvvet komutanlarının Çankaya’ya çıkıp İnönü ile görüştüklerine dair söylentiler kulaktan kulağa yayılıyordu.Asker-sivil bütün bu söylemler karşısında gergindi.İsmet İnönü kendisininTSK yı tahrik ettiği söylemlerine cevap verme ihtiyacı bile duymadı.

Bu esnada dönemin Genelkurmay başkanı Orgeneral Nafız GÜRMAN Celal BAYAR’ın evine giderek ordunun seçim sonuçlarına saygılı olduğu güvencesini vererek tüm asılsız söylentilerin geçersizliğini ispatlamıştır.

Menderes kabinesi meclisten güvenoyu alırken Ankara’da tedirginlik devam ediyordu.Başbakan menderes’in güvenoyu alır almaz “ezanın artık Arapça okunacağını belirtmesi askerin daha fazla beklemeyeceği olaya müdahale edeceği genel kanıydı.

Ancak beklenenin tersi olarak Celal BAYAR ve Adnan MENDERES TSK içinde tasfiye çalışmalarına başlayarak bu çalışmalara hız verdiler.Ordunun üst kademesi tasfiye edilmeye başlanmıştı.Genelkurmay başkanı orgeneral Abdurrahman Nafız Gürman,Hava kuvvetleri komutanı orgeneral zeki doğan,deniz kuvvetleri komutanı oramiral Mehmet Ali Ülgen,Jandarma Genel Komutanı Korgeneral Nuri Berköz gibi komutanlar emekliliğe sevk edildi.Bu tür uygulama TSK da ilk defa gerçekleşiyordu.

Bütün bunlara gerekçe olarak da demokrat partinin iktidarlığının TSK tarafından istenmediğini ve bunun üzerine TSK nın darbe yapacağı söylentileri neden olmuştu.Ama aslına bakarsak sebep bu değildir.Asıl sebep TSK içindeki İnönücü paşaları tasfiye etmekti.Peki bunu neden yapıyorlardı? Halbuki TSK nın Atatürk’ü ve İnönü’yü sevmeme gerekçesi olamazdı.Çünkü TSK başta ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ün ve ismet İnönü’nün fikri temelleri üzerine kurulmuştu.

Bu tasfiyelerin ardından TSK dan iki subay kendi istekleri ile istifa etmişti.peki bu iki subay kimdi? Biri kurmay albay seyfi kurtbek diğeri de korgeneral fahri belendi.Bu iki subay istifalarının hemen ardından demokrat parti kabinesinde yer alarak kendilerine verilen bakanlıklarda siyasete atılmışlardır.Fahri Belen bayındırlık bakanı olurken,Seyfi kurtbek ise ulaştırma ve milli savunma bakanlığına getirilmiştir.

Bayar ve Menderesin istifa eden bu iki askere ardı ardına siyaset rütbelerini vermesi şaşkınlık yaratıyordu.çünkü bir yandan Bayar ve menderesin etkisi ile tsk dan tasfiye edilen subaylar bir yandan da bu tasfiyelerin haricinde iki subayın istifası ve demokrat partinin teklif ettiği bakanlıklara getirilmesi.

Bunların nedenine gelince aslında günümüzde 1950 yıllardaki bu sistemin yada bu anlayışın hala devam ettiğini görmemek mümkün değildir.çünkü 1942 yılında ikinci dünya savaşının en yoğun ve çetin döneminde ismet İnönü’ye yapılacak darbe hazırlığını DP’nin 8 yıl sonra bakanlık vereceği Binbaşı Fahri Belen planlamıştı.Ve bu darbeyi yapacak ekip kendilerine “hucum ordusu” ismi vermişlerdi.hucum ordusu aralarına katılmasını istediği bir kişiye teklif götürdü.bu kişi yine demokrat partinin sekiz yıl sonra bakanlık vereceği bir başka asker korgeneral Fahri Belen’di.

Bu tarihi gerçeklere göz attığımızda bugün iktidar yanlısı medyanın ve bazı kalemlerin TSK üzerine neden sistemli geldiğini ve kendi isteklerine ve amaçlarına hizmet edenleri belirli noktalara neden getirdiklerini ve sonrasında gelişebilecek olayları kestirememek mümkün değildir.

Tarihte bu gerçekler yaşanırken günümüzdeki benzerliğe dikkat edecek olursak geçmişteki oynanan oyunların benzerini ve daha ağırını şimdilerde yaşadığımızı görmekteyiz.Dönemimizde TSK’ya yıllarca hizmet etmiş Atatürkçü ve vatan topraklarını kutsal sayan komutanlarımızın sahte bir dava ile susturulmaları ve onların yıllarca vatan için yaptıkları mücadeleleri hiçe sayılarak bir terör örgütü mensubu gibi gösterilmeleri bana tarihin bir aynası olarak görünmektedir.

Bütün bunlar gizli bir elin ve bu gizli ele hizmet eden bazı işbirlikçilerin amaçlarına ulaşmak için önlerindeki engelleri kaldırarak ve söylemlerine demokrasi insan haklarını ekleyerek yaptığını görmekteyiz.

Yapılan seçim sonuçlarından sonra “halkın iradesi kazandı” söylemleri sizce bu tarihi gerçekler ile günümüzdeki yaşanan gerçeklerin benzerliği ile ne kadar doğrudur? Sizce 1950 den beri Türkiye de halkın iradesi mi kazanıyor yoksa ABD iradesi mi?


Orçun Kendigelen
29 Ocak 2011
Kemalistler.org

Kemalistler (Kemalistler), altında lisanslanmıştır..Sitedeki bütün yazıların telif hakkı yazarlarına aittir. Siteden alıntılanacak kopyalanacak her içerik için buraya bağlantı vermeniz ise etik bir yöntem olacaktır. Kemalistler.
Eklenme tarihi: 29/01/11 - 1:36
Kategorisi: Seçme Yazarlar
Etiketler: , , , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

BİZİ TAKİP EDİN
A.SAMİ SEZER
NECATİ DOĞRU
MUSTAFA MUTLU
ARSLAN BULUT
CÜNEYT ARCAYÜREK
MEHMET ALİ GÜLLER
ALİ ERALP
ORHAN BURSALI
MUSTAFA BALBAY
güncel