Dün gazete manşetleri Cumhuriyet sonsuza kadar yaşayacak diyordu.
Evet ama hangi Cumhuriyet?
Atatürk Cumhuriyeti mi, yoksa Çankaya’daki AKP’linin, RTE’nin, Bülent Arınç’ların Cumhuriyeti mi?
İki Cumhuriyet’ten biri Atatürk’ün çağdaşlığa açılan, çağın gereklerine koşut gelişen bir toplum, bir devlet yaratmayı hedef alan Cumhuriyet.
Diğer Cumhuriyet:
İrticaın artık bir tehlike olmadığını devlet belgelerine geçiren, özgürlük kavramını kılık kıyafete indirgeyen, gericiliğin, irticaın, siyasal İslamın simgesi olan türbanı devleti temsil eder duruma getiren, laikliğin ne yazık ki ana muhalefet partisinde de kabul gören bir anlayışla artık tehlike olmadığını topluma sindirtmeye çalışan AKP Cumhuriyet’i…
Giderek birbiriyle zıtlaşan iki Cumhuriyet.
Çankaya’daki dün Anıtkabir defterine, “ülkeyi gösterdiği hedef doğrultusunda geleceğe taşımak için var güçleriyle çalıştıklarını” yazdı.
Bu cümle ile herhalde, Atatürk’ün gösterdiği hedeflerin tersine giderek, Atatürk Cumhuriyetini AKP Cumhuriyetine dönüştürmeye var güçleriyle çalıştıklarını söylemek istiyor olmalı.
“Cumhuriyetin temel değerlerini korumaya” kararlılarmış. Evet; doğru: Örneğin laikliği, kadın erkek eşitliğini, askeri, medyayı, yargıyı sarıp sarmalayarak tozlansınlar diye bir dolaba kilitleyerek ve bu temel öğelerin yerine AKP askerini, medyasını, yargısını getirerek…
***
Yukarıdaki AKP’liyi atlatarak Çankaya’ya kapağı nasıl atacağını bir türlü kestiremeyen RTE’nin Cumhuriyeti kutlama mesajı bir başka, ayrı bir âlem.
Oktay Ekşi üşenmemiş; bu yılki mesajı ile geçen yıllardaki mesajları karşılaştırmış.
“Son olarak dün kamuoyuna açıklanan mesajının tam 9 paragrafı geçen yıl aynı nedenle yayınladığı mesajın aynı… Sadece bu değil… Geçen yıl 2009’un Cumhuriyet Bayramında yayınladığı mesajın -bu defakinden farkı- tam 9 paragrafı da bir önceki yıl yani 2008’de yayınlanandan kopya edilmiş…” diyor.
RTE, muhalefete laf yetiştirmekten yeni bir Cumhuriyet Bayramı mesajı yazmaya vakit bulamıyor.
Üstelik yeni bir Cumhuriyet mesajı yazmanın zorluğu da var. Yenisini yazmak için inkâr edegeldiği Cumhuriyetin geçmiş yıllarını, dünyaya hayran bırakan devrimleri, hepsi bir yana Atatürk’ü okumak, anlamak gerek.
Ne Atatürk’ü, ne devrimlerini anlamaya niyet etti.
Kafasını bir kez takmış İslama.
Zaten kendi yazmıyor; birileri konuşmalarını da mesajları da yazıp önüne koyuyorlar.
Geçen yıllardaki mesajlarıyla bu yılın aynı olduğunun farkına varsa bile umursamıyor.
***
RTE başka dünyalarda geziyor. Masaldaki gibi; ayna ayna benden daha güzel var mı dünyada diyen kraliçe gibi… o da belki aynaya benden daha büyük, halkının takdirlerini kazanmış devlet adamı var mı diye soruyor.
Bu yargıya nasıl vardığımı söyleyeyim: AKP’nin isteği üzerine referandumun ardından 70 bin kişinin görüşlerini anket yaparak saptayan Pollmark’ın yöneticisi Ertan Aydın’ın yalancısıyım.
Yönetici çok ilginç görüşler içeren anketin sonuçlarını RTE’ye anlatmış, şöyle diyor:
“Başbakan yüzde 42’nin iktidara dönük ‘nefret’ duygusunu azaltma yönünde bir çalışma içinde olacak. Başbakan bundan çok rahatsız oluyor, şöyle düşünüyor:
‘Gecesini gündüzüne katmış yoğun bir şekilde çalışan bir lider var ortada. İnanılmaz şeyler yaptığını düşünüyor ülke için, ama bu yapılan işler belli kesimler tarafından yeterince takdir edilmiyor.’
Bu duygu onu çok rahatsız ediyor. Bunu hak etmediğini düşünüyor.”
***
Pollmark’ın açıkladığı ama gereken kesimlerde yeterince değerlendirilmeyen, RTE’nin şaşırdığı başka önemli saptamalar var.
Örneğin Pollmark’a göre, “referandumda eğitim düzeyi yükseldikçe ‘evet’ lehine kullanılan oy oranları düşüyor.”
İlkokul mezunu olanların yüzde 50.6’sı evet oyu kullanmış. Orta eğitimliler dengeli. Yüksek eğitimlilerde yüzde 32.1 evet demiş ama yüzde 42.5 hayır.
Yönetici Ertan Aydın “Biz bu sunumu yaparken Başbakan bu sonuca şaşırdığını belirtti” diyor.
Başbakan “AKP eğitime bu kadar yatırım yaparken eğitimli kitlelerin neden AKP lehine olmadığını” soruyormuş.
***
Başbakan’ın anlayamadığı bir başka gerçek bir türlü sindiremediği, kerhen söylediği bir başka temel konuyla ilgili.
“Laik yaşamın tehdit altında olduğunu” düşünen yüzde 66’ya ilişkin soruya Ertan Aydın’ın verdiği yanıt: “Başbakan bu rakamları gördüğünde de ‘hayret ve şaşkınlıkla’ karşıladı.”
Bir başka şaşkınlığı Başbakan’ın; eğitimli kesimlerin “hayır oyu kullananlara egemen olan ‘sivil dikta’ algısı.”
Başbakan’a aynalar yalan söylüyor.
Cüneyt Arcayürek
30 Ekim 2010