ssk sorgulama
Kemalistler Kemalistler Haber Yorum Analiz

T ürkiye, 1954′te onayladığı İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (İHAS) düzeneğini (mekanizmasını) Komisyon’a bireysel başvuru hakkını (1989) ve mahkemenin yargı yetkisini (1989) tanımakla çeyrek yüzyıl sonra tamamlamış oldu. Avrupa mekânında ve uluslararası hukukta kabul görmeyen kimi çekincelerle de olsa atılan bu adımların, 90′lı yıllarda ülkemizi İHAS sistemine daha uyumlu kılması beklenirdi. Ne ki, tam tersi oldu. Neden ve nasıl? 1982 Anayasası’nda ”Olağanüstü Yönetim Usulleri” (OÜYU), tamamen ayrık hükümlerle (m. 119-122) ve özellikle yargısal denetim yasaklarıyla adeta ”anayasa-dışı bir rejim” olarak düzenlendi. Önce sıkıyönetim, sonra olağanüstü hal, ülkenin önemli bir kesiminde yürürlüğe konularak Türkiye, Güneydoğu için İHAS md. 15′e göre sapma hakkı ‘nı ve anayasanın özgürlükleri durdurma olanağını tanıyan 15. md. uygulamasını sürekli kıldı…

”Olağanlaştırılmış” bulunan OÜYU uygulaması, ülkemizi iç ”hukuk birliği” nden uzaklaştırmakla kalmayıp, Türkiye’nin Avrupa sistemi içerisindeki yerini sorgulatır duruma getirdi. Türkiye’nin sürekli kıldığı ”sapma hakkı” nda bu kez Strasbourg organları ”sapma” yapmak suretiyle, 82 metninin öngördüğü ”hukuk-dışı” rejimi, ”İH Avrupa Anayasası” ölçeğinde tescil ederek yaptırıma bağlamış oluyorlar.
Ulusal yargının sonu mu?

15. maddeyle yapılan sapma (dérogation) sonucu Güneydoğu’da hukuk etkili olmaktan çıktığından, Avrupa Komisyonu ve Mahkemesi, Sözleşme’nin 26. maddesi gereği olan bireysel dava için iç başvuru yollarının tüketilmesi koşulunu aramaz oldular (Akdıvar, Aksoy ve Kaya kararları örnek gösterilebilir).

Mahkeme, 26. madde ile ulusal yargı merciine etkili başvuru hakkını öngören 13. madde arasında sıkı bir bağ kurarak, davaya özgü ortam ve koşulların iç başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin önkuraldan ayrılmayı haklı buldu. Burada söz konusu olan, sapmada sapma’ dır. Sözleşme’nin -etkili başvuru yokluğu ve başvuru yollarının önceden tüketilmesi arasındaki sıkı ilişkiden hareketle- 13. ve 26. maddeleri arasında kurulan bağ, ifadesini 16 Eylül 1996 kararında (Akdıvar o. la Turquie, prg.96) bulmaktadır. Mahkemeye göre aşağıdaki üç öğe, etkili bir yargı yolunun bulunmadığını gösterir:

- Olağanüstü Hal Yasası’nın uygulanmasıyla ve terorizmle bozulan bir ortamın varlığı,

- İlgili devlet açısından başka dava sahipleri için verilen yargı kararlarının üretilmesinin olanaksızlığı,

- Başvuru sahiplerine ve -muhtemel- avukatlarına misilleme tehlikesi.

Bunlar, mahkeme gözünde, davacıları iç başvuru yollarını tüketme kuralından bağışık tutan kendine özgü ortam ve koşullar oluşturur… Böylece Komisyon’un daha önce yaptığı gibi Divan da iç yargı yollarının tüketilmediğine ilişkin hükümetimizin itirazlarını reddettiğinden, Strasbourg organları Güneydoğu için ilk derece yargıya dönüştü.
Kararların etkisi

İH Avrupa Mahkemesi kararları muhatap devlet için bağlayıcı niteliktedir. Devletin yükümlülüğü, saptanan ihlale son vermeye ve onun sonuçlarını ortadan kaldırmaya elverişli düzeltici önlemleri almaktır. Somut olaya ilişkin giderici önlem almak zorunlu; bunu aşan önlemler de alınabilir. İhlal bir yasadan kaynaklanmışsa, mevzuatını sözleşmeye uyarlamak amacıyla yasayı değiştirme veya yürürlükten kaldırma yetkisi de devletin… Türkiye, mahkûmiyet kararları gereği olarak, tazminat ödemesi dışında, ihlallerin kaynağı olan mevzuatını pek nadiren değiştirmektedir. Genel olarak hak arama özgürlüğünü, olağanüstü hal bölgesinde ise ”etkili yargılama” yı gerçekleştirici önlemler almamaktadır. Siyasal partilerin yeniden açılması gündeme gelmediği gibi, SPK’de değişiklik çalışmaları da tamamlanamadı.

Birçok üye devlet iç yargı yollarını Anayasa Mahkemesi’ne de başvuru aşamasına değin genişletirken, Türkiye var olan sınırlı hak arama yollarını kendi elleriyle geçersiz kılmış bulunuyor. Böylelikle, toprakları üzerinde tartışılmasına bile tahammül edemediği bir sorunu ulusal-üstü arenaya taşıtan, üniter devletin biricik ölçütü olan hukukun tekliği ilkesini zedelediğinden ülkesinin belli bir yüzeyinde ”yargı egemenliği” ni ortadan kaldıran bir devlet durumuna düştü Türkiye.

Avrupa’da hak ve özgürlüklere ilişkin yayınlarda İHAS bağlamında Türkiye’nin yerinin sorgulayıcı şekle dönüşmesi, sorunun üniversitelerdeki derslere eleştiri sınırlarının ötesinde yansıtılması, ülkemizin Avrupa Konseyi’nde yer almaya devam etmesinin konferanslarda sorgulanması, rahatsız edici ve aşağılayıcı boyutlara ulaşmış bulunuyor. Üniversitelerde ülkemizi anlamaya çalışan bilim adamlarının sayısı sınırlı kalmaktadır…
Ne yapmalı?

Türkiye, AB’den dışlandıktan sonra karşı atağa geçmesi gerekirken, tam tersine, İHAS’ın en eski üyelerinden olmasına karşın en çok hırpalanan devlet konumuna düştü. Oysa 11 sayılı protokolü onaylayıp yeni sisteme dahil olma iradesini ortaya koyduğuna göre, herhalde sadece Avrupa’dan değil, çağdaş dünyadan da dışlanmayı kabul edemez.

Şu halde Türkiye, öncelikle iki farklı anayasal düzene ve Güneydoğu’daki hukuksuz ortama son vermeli; sonra, Memurin Muhakematı Kanunu değişikliğinden başlayıp DGM’ lerin statüsü ve yetkilerine uzanan -yargı bağımsızlığı ve hukuk devletini zedeleyen- yasalarda düzeltimler yapmalıdır. Bunlar, hak arama yollarını ve hukuku ülke genelinde etkili kılmanın başlangıcı olarak düşünülmelidir.

Öte yandan, İH Avrupa Mahkemesi kararları doğrultusunda uyum düzenlemelerini, anlatımdan örgütlenme özgürlüğüne yayarak, birçoğu sadece yasaklayıcı değil, aynı zamanda gülünç hale gelen kayıtlamalar da ayıklanmalıdır. Sonuncu olarak da sistemine, yargı ve politika dışı yansız ve bağımsız uzman kuruluşları dahil etmelidir… Kısacası Türkiye, ”işkenceci devlet” görünümünden çıkarılmalıdır. Yoksa, İnsan Hakları Avrupa Sistemi’nden çıkarılmamak için yapılması gerekenler, Avrupa Birliği’ne alınmak için gösterilen ve çoğu görünüşü kurtarmaya yönelik çabalara benzerse, Türkiye, ”Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olabilir”

Prof. Dr. İBRAHİM Ö. KABOĞLU
Marmara Üni. Hukuk Fak. Anayasa Huk. Öğr. Üyesi

Kemalistler (Kemalistler), altında lisanslanmıştır..Sitedeki bütün yazıların telif hakkı yazarlarına aittir. Siteden alıntılanacak kopyalanacak her içerik için buraya bağlantı vermeniz ise etik bir yöntem olacaktır. Kemalistler.
Eklenme tarihi: 08/05/98 - 11:34
Kategorisi: Genel
Etiketler: , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

BİZİ TAKİP EDİN
A.SAMİ SEZER
NECATİ DOĞRU
MUSTAFA MUTLU
ARSLAN BULUT
CÜNEYT ARCAYÜREK
MEHMET ALİ GÜLLER
ALİ ERALP
ORHAN BURSALI
MUSTAFA BALBAY
güncel