ssk sorgulama
Kemalistler Kemalistler Haber Yorum Analiz

(M’ba henüz stajyer, doktordan sayılmıyor; Fildişi Sahili ’nden, o şaşırtıcı zenci güzeli; yoğun gece karanlığında, yalnız bembeyaz dişlerini ve gözlerinin akını görebildiğim, ’ulusalcı’ komünist; beni azarlar gibi diyordu ki:

’’-… ’beyazlar’, – gelişme ve kalkınma ’numarasıyla’ – ’ecnebi’ sermayesinin, ’Üçüncü Dünya’ya yayılışının propagandasını yapıyorlardı; biz bilmeyerek, ’Batı’lı, Beyaz ve Hıristiyan’la; ’Üçüncü Dünya’lının, -yani siyah ya da sarı, Müslüman ya da Budist’in- aynı düzeyde olmadıklarını, ’beyazların’ üstünlüğünü kabul ediyorduk…’’

Calvados kadehinden, bir yudum almış; içini çekerek ilave etmişti:

’’-… Onlar, ’açık kapı siyaseti’ diye tutturmuşlardı; oysa bizi ancak, ’kapalı kapı’ siyaseti kurtarabilirdi. Sizin Kemal, bunu anlamıştı!..’’)

’Kapıyı’ bir ’açtınız’ mı?..

M’ba, daha o zaman (1960 ’lar) bu söylediğinde haksız mıydı? ’Sistem’, XIX. yy ’daki ’o iyi günlerine’ dönebilmek için bunda ısrarlıdır; bu ’ısrar’ ı son on yıldır ’Özelleştirme’ ve ’küreselleşme’ parolasıyla yürütüyor; gerek romanların ve filmlerin, gerekse Batı ’lı ’çıplak’ propagandanın telkini odur ki, insanlar ancak ekonomide ’açık kapı siyaseti’ yle zengin ve mutlu olabilirler; zaten uygulama da bu yöndedir, nasıl mı, bakın nasıl:

a/ Sosyalist ya da devletçi ülkeler, ’özelleştiriliyor’; bunun üst anlamı, iktisadın özel teşebbüse devredilmesi; alt anlamıysa, gizli ve farklı: o ülkelerde klasik özel sektör oluşmamış, bürokrasi yardakçısı -yâni ’devlet paraziti’ – bir özel sektör var; ’özelleştirme’ gerçekleştirilince, kamu işletmeleri, çeşitli torpil ve rüşvetlerle, bu uyduruk özel sektöre devrediliyor; oysa o, ’ecnebi sermaye’ nin (yâni çeşitli konsorsiyom ve ÇUŞ’ların), denetimindedir; neticede ’özelleştirme’, ’küreselleşme’ ye dönüştürülmüş oluyor ki, aslında bu, evvelce KİT’lerin -yani ulusal iktidarın ve halkın- denetimindeki ’ulusal ekonomi’ nin, uluslararası holdinglerin eline geçmesi anlamına geliyor.

Sonuç: kapıyı açtınız mı, kontrolsüz giren ’ecnebi sermaye’ ulusal ekonomiyi sömürerek, senin zenginliğini kendi ülkesine taşıyor.

b/ Kanıtı ne midir? Türkiye bir ’kamu ekonomisi’ idi, ’açık kapı’ talebi ’Soğuk Savaş’ la resmileşti; Menderes/Özal arası bütün yönetimler, -kayd-ı ihtirazilerle de olsa- buna hayır diyemediler; finans kapitalizmi aldı başını gidiyor, öyle ki holding şirketler grubu, borsa, piyasa, enflasyon marjı, damping ve benzeri terminolojiyi pek de iyi bilmeyen Türk tüccar ve sanayicisi, bunu öğrenmekle kalmadı; gazetelerde -spordan sonra- en çok sayfa, onlara ayrılmaya başladı; ’işadamları’ -ve tabii gözdeleri hanımlar- ülkenin ’yıldızları’ arasında sayılır oldu.

İyi de bu, Türk ekonomisini zirveye mi çıkardı, üretim hızla mı arttı, ihracat bütün rekorları mı kırıyor, dünyanın -ve tabii bölgemizin- en güçlü sanayi toplumları arasına mı girdik? Hayır efendim, Türkiye önceliği ’özelleştirme’ye ve ’küreselleşme’ye vereli, sürekli sıkıntı içindedir: Büyüme kararsız, gerileme sık, uluslararası ekonomi kuruluşlarıyla sorunlu, IMF ve Dünya Bankası’nın ’tutsağı’; üstelik ’özelleştirme’den avantajlı çıkan eski devlet asalağı tüccar ve sanayici kesimi; gerçek işadamı olmak yerine, finans spekülasyonlarından ve yolsuzluklardan (hortumculuk) zengin olmayı yeğliyor; kamu servetini yağmalıyorlar.

Türkiye ’nin, -yalnız Türkiye ’nin mi, Rusya ’nın da mesela- ’açık kapı’ sonucunda yaşadığı tablo budur: Batılı kapitalist manada işadamı üretemiyor, kurduğu holdingler ’sistem’ holdinglerinin ’aracısı’; ecnebi sermaye gittikçe iç pazara el koyuyor; ’işadamı’ tipi de, uluslararası finans cambazının teki; daha çok spekülasyonda başarılı, ulusal ekonomiye zararlı.

Neden ’böyle’ oluyor?

Neden böyle oldu? Batı ’lı ekonomi, dünya egemenliğine, liberal ekonomi uygulamasıyla ulaşmıştı, onu bu mertebeye getiren de, ’ulusal’ burjuvazisidir; bu gerçeği kim inkâr edebilir ki?

Zenginlik kıstasını, ’Toprak’ olmaktan çıkarıp, ’Para’ ya dönüştüren, odur; bununla yetinmeyip, toprak sahiplerine, yani feodallara -kontlara, düklere, baronlara- karşı ’baldırıçıplaklar’ la (sans culottes) ayaklanıp; önce, ’hukuk sistemi’ni, toprak mülkiyetine göre değil, liberal kapitalist düzene uygun değiştiren; sonra ’insanlar hür ve eşit doğar’ sloganıyla, klasik ’demokrasi’yi gerçekleştiren de odur; hele bir hatırlayın, bizim bütün çocukluğumuz ve ilk gençliğimiz, okuduğumuz romanlar, seyrettiğimiz filmler neyi anlatırlardı: bu görkemli değişmenin, toplumsal ve ekonomik olduğu kadar, beşeri birikim ve sıçramalarını, değil mi?

Zihninizde kıvrılan soru işaretini, önceden kestirebilmek mümkün: Dünyanın son iki yüzyılında, Osmanlı’nın ’Düvel-i Muazzama’ dediği, ’Batılı’ büyük güçler o aşamaya bu yoldan, -yani ’açık kapı’ siyaseti, ’liberal ekonomi’ yani ’serbest teşebbüs’ yoluyla- ulaşıyor da; biz niye ulaşamıyor, böyle ’tekleyip’ duruyoruz?

İşin orasına ’rüfâiler’ mi karışır?. Yok canım, şimdi sıra geldi, onu konuşmaya!

Attila İlhan
Cumhuriyet,
04.02.2004

Kemalistler (Kemalistler), altında lisanslanmıştır..Sitedeki bütün yazıların telif hakkı yazarlarına aittir. Siteden alıntılanacak kopyalanacak her içerik için buraya bağlantı vermeniz ise etik bir yöntem olacaktır. Kemalistler.
Eklenme tarihi: 30/04/10 - 4:38
Kategorisi: Attila İlhan
Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

BİZİ TAKİP EDİN
A.SAMİ SEZER
NECATİ DOĞRU
MUSTAFA MUTLU
ARSLAN BULUT
CÜNEYT ARCAYÜREK
MEHMET ALİ GÜLLER
ALİ ERALP
ORHAN BURSALI
MUSTAFA BALBAY
güncel